dev gibi şair / cemal süreya

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  dev gibi şair / cemal süreya
 



adının bir harfini atan şair :

cemal süreya (d. 1931, erzincan - ö. 9 ocak 1990, istanbul)



asıl adı cemalettin seber'dir.

cemal süreya 1931'de erzincan'da doğdu 1938'de dersim isyanı sonrasında ailesi bilecik'e sürgün edildi. 9 ocak 1990 tarihinde istanbul'da ölmüştür. ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi maliye ve iktisat bölümü'nü bitirmiştir.maliye bakanlığı'nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, kültür bakanlığı'nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, orta doğu iktisat bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın türk dil kurumu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yapmıştır.



cemal süreya 38 sürgününü bir şiirinde şöyle anlatıyordu:

"bizi kamyona doldurdular. tüfekli iki erin nezaretinde. sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. tarih öncesi köpekler havlıyordu."

ülkü tamer onun için şu dizeleri yazmıştır:
tanrı bin birinci gece şairi yarattı, bin ikinci gece cemal'i,
bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, başa döndü sonra, kadını yeniden yarattı.

--------------------------------------------------------------

adından attıgı harfin hikayesi :

cemal süreya ve sezai karakoç'u tanımayanız yoktur herhalde..ikiside bu ülkenin yetiştirdiği en nadide şairlerdendir..

cemal süreya'nın soyisminin "süreyya" değilde "süreya" olması hep dikkatimi çekmiştir.. orjinal kelimesi 'süreyya' olan isim neden 'süreya'dır,yoksa nufüs idaresindeki memurun yanlış yazmasından dolayımı ismi öyle kalmıştır der dururdum..bunu daha sonra öğrendim...belki bir şehir efsanesidir,belkide gerçek ama benim çok ilgimi çekmişti..sizinlede paylaşmak istiyorum.. :

cemal süreya ve sezai karakoç üniversitede sınıf arkadaşıdırlar..ve sınıflarında 'muazzez akkaya' isminde birde kız varmış..ikiside bu kızı gizliden gizliye severlermiş..sınıfta gün boyu aynı kıza duydukları ilgiyi birbirlerine anlatırlarmış..hatta muazzeze yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlarmış..sonra bu aşk,zamanla kızışmış ve birbirlerine 'ben elde ederim,sen edersin' derken 'kim elde edecek?' diye iddiaya tutuşmuşlar..kaybeden büyük bir bedel ödeyecek demişler..ve bu bedel ömrü boyunca üzerinde kalacak..bedene fiziksel bir zarar olmayacak diyede karar kılmışlar..ve sonunda adını değiştirmeye gelmiş olay..

cemal sürey(y)a kazanırsa ;sezai karakoç'un soyadı 'karkoç' olacak..

sezai karakoç kazanırsa ; cemal süreyya'nın soyadı 'süreya' olacak.

ve tabi tahmin ettiğiniz gibi kızı sezai karakoç elde eder ve çıkmaya başlar..cemal süreya'da gidip tek 'y' harfini attırır soyadından..

işte süreyya'dan süreya'ya geçiş dönemi böyle olmuştur..

peki sonrasında ne oldu diye merak ediyormusunuz?

muazzez akkaya bir iddia sonucu kendisi ile sezai karakoç'un kendisi ile çıktığını öğrenir..birazda sorunları olan muazzez bunu kaldıramamış,okulu bıramış ve memleketi olan geyve'ye gitmiştir..

sezai karakoç bu duruma çok üzülür ve muazzez akkaya'ya ithafen mona rosa'yı yazar.. mona rozayı okumamış olsanızda muhakkak bir yerlerde duymuşsunuzdur ama bilmeyenler için şunu söyliyeyim..şair karakoç,1950 yılında mülkiye'de öğrenci iken yazmıştır bu şiiri..ancak 2002 yılına kadar yayınlanmamıştır..bana göre "mona roza" türk edebiyatının en mahrem akrostiş şiiridir..şiirin her kıtasının baş harfine bakarmısınız...


mona rosa

mona rosa. siyah güller, ak güller.
geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
kanadi kirik kus merhamet ister.
ah senin yüzünden kana batacak.
mona rosa. siyah güller, ak güller.

ulur aya karsi kirli çakallar,
ürkek ürkek bakar tavsanlar daga.
mona rosa bugün bende bir hal var.
yagmur iri iri düser topraga,
ulur aya karsi kirli çakallar.

açma pencereni perdeleri çek,
mona rosa seni görmemeliyim.
bir bakisin ölmem için yetecek.
anla mona rosa ben bir deliyim.
açma pencereni perdeleri çek.

zeytin agaçlari, sögüt gölgesi,
bende çikar günes aydinligina.
bir nisan yüzügü bir kapi sesi.
seni hatirlatir her zaman bana.
zeytin agaçlari, sögüt gölgesi.

zambaklar en issiz yerlerde açar
ve vardir her vahsi çiçekte gurur.
bir mumun ardinda bekleyen rüzgar,
isiksiz ruhumu sallar da durur.
zambaklar en issiz yerlerde açar.

ellerin, ellerin ve parmaklarin
bir nar çiçegini eziyor gibi.
ellerinden belli olur bir kadin,
denizin dibinde geziyor gibi.
ellerin, ellerin ve parmaklarin.

zaman ne de çabuk geçiyor mona.
saat onikidir söndü lambalar
uyu da turnalar girsin rüyana,
bakma tuhaf tuhaf göge bu kadar.
zaman ne de çabuk geçiyor mona.

aksamlari gelir incir kuslari,
konarlar bahçemin incirlerine.
kiminin rengi ak kiminin sari.
ah beni vursalar bir kus yerine.
aksamlari gelir incir kuslari.

ki ben mona rosa bulurum seni
incir kuslarinin bakislarinda.
hayatla doldurur bu bos yelkeni.
o masum bakislarin su kenarinda.
ki ben mona rosa bulurum seni.

kirgin kirgin bakma yüzüme rosa.
henüz dinlemedin benden türküler.
benim askim uymaz öyle her saza.
en güzel sarkiyi bir kursun söyler.
kirgin kirgin bakma yüzüme rosa.

artik inan bana muhacir kizi,
dinle ve kabul et itirafimi.
bir soguk, bir mavi, bir garip sizi
alev alev sardi her tarafimi.
artik inan bana muhacir kizi.

yagmurdan sonra büyürmüs basak,
meyvalar sabirla olgunlasirmis.
bir gün gözlerimin ta içine bak
anlarsin ölüler niçin yasarmis.
yagmurdan sonra büyürmüs basak.

altin bilezikler o kokulu ten
cevap versin bu kus tüyüne.
bir tüy ki can verir gülümsesen,
bir tüy ki kapali geceye güne.
altin bilezikler o kokulu ten.

mona rosa. siyah güller, ak güller.
geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
kanadi kirik kus merhamet ister,
ah senin yüzünden kana batacak.
mona rosa. siyah güller, ak güller.

sezai karakoç


elma

simdi sen çirilçiplak elma yiyorsun
elma da elma ha allahlik
bir yarisi kirmizi bir yarisi yine kirmizi
kuslar uçuyor üstünde
gökyüzü var üstünde
hatirlanacak olursa tam üç gün önce soyunmustun
bir duvarin üstünde
bir yandan elma yiyorsun kirmizi
bir yandan sevgilerini sebil ediyorsun sicak
istanbul'da bir duvar

ben de çiplagim ama elma yemiyorum
benim öyle elmalara karnim tok
ben öyle elmalari çok gördüm ohooo
kuslar uçuyor üstümde bunlar senin elmanin kuslari
gökyüzü var üstümde bu senin elmandaki gökyüzü
hatirlanacak olursa seninle beraber soyunmustum
bir kilisenin üstünde
bir yandan çan çaliyorum büyük yasamaklara
bir yandan yoldan insanlar geçiyor çogul olarak
duvarda bir kilise

istanbul'da bir duvar duvarda bir kilise
sen çirilçiplak elma yiyorsun
denizin ortasina kadar elma yiyorsun
yüregimin ortasina kadar elma yiyorsun
bir yanda esasli kederler içinde gençligimiz
bir yanda sirkeci'nin tren dolu kadinlari
adettir sadece agizlarini öptürürler
ayaküstü islerini görmek yerine

adimin bir harfini atiyorum

cemal süreya

eserleri:

üvercinka (1958)
göçebe (1965)
beni öp sonra doğur beni (1973)
sevda sözleri (1984, uçurumda açan ile birlikte toplu şiirleri)
onüç günün mektupları
güz bitiği (1988)
sıcak nal (1988)
sevda sözleri (1990, 1995, tüm şiirleri, ölümünden sonra)

ödülleri

1959 yeditepe şiir armağanı
1966 türk dil kurumu şiir ödülü
1988 behçet necatigil şiir ödülü



şiir çevirileri

ayağı karıncalı - federico garcia lorca
barışın tadı - eugène guillevic
dada şarkısı - tristan tzara
karanlık sunu - maurice maeterlinck
mirabeau köprüsü - guillaume apollinaire
mutlu aşk yok ki dünyada - louis aragon
şiir - paul eluard
yürek ki paramparça - pierre reverdy

--------------------------------------------------------------


san

kırmızı bir kuştur soluğum
kumral göklerinde saçlarının
seni kucağıma alıyorum
tarifsiz uzuyor bacakların

kırmızı bir at oluyor soluğum
yüzümün yanmasından anlıyorum
yoksuluz gecelerimiz çok kısa
dörtnala sevişmek lazım.

cemal süreya... dev gibi şair  

En son manevra tarafından 26 Mar 2011 17:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

manevra

25 Mar 2011 19:23

Mesaj Gönder

şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.

ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.

taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.

sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.

ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgarın tavrı.
dağ: güneş iskeleti.

tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.

kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
- uykusuzluğun sütlü inciri -
kovanlara sızmıyor.

annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.  

gandhi

25 Mar 2011 19:39

Mesaj Gönder

şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı  

manevra

25 Mar 2011 19:41

Mesaj Gönder

oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullar
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karakoy köprüsüne yağmur yağarken
bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik  

manevra

25 Mar 2011 19:42

Mesaj Gönder

cemal süreya



i

buzdağına çarptın mı bilmiyorum

ama titanik

gibi oldu batışın

bir sen vardın çünkü

şiirin dört bacalı şairi



dalgaların kıyıya vurduğu

eşyalarını toplama telaşında

imgenin derin sularına

nefesleri yetmeyen

lodosçular



bir gemi gibi batmak

yakışırdı sonuna

filikaya biniş sırasına benzeyen yaşantının:

- önce çocuklar

ve kadınlar



ii

gülcemal vapurunu hiç görmedim ama

tanıdığım cemal gül idi...

sunay akın  

gece gibi

25 Mar 2011 19:45

Mesaj Gönder

oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde

memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.  

manevra

25 Mar 2011 19:48

Mesaj Gönder

kubapurosu demiş ki:



c.süreya die aklmda kalmış olablr
kopyala yapıştır yapmıorum aklımda kalanları söylüorum Rolling Eyes


aldık kabul ettik.  

manevra

25 Mar 2011 19:50

Mesaj Gönder

bilginlerimiz sağolsunlar
bir vitamin buldular
çalışınca azıcık;

yumuşak g vitamini:
ulusalcılık!  

manevra

25 Mar 2011 19:52

Mesaj Gönder

gece bitkilerinden korkuyorum,
hayır, geceleri bitkilerden!
gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır
bana açtığın her telefon.

iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.

an ki fıskiyesi sonsuzluğun
keşke yalnız bunun için sevseydim seni...  

manevra

25 Mar 2011 19:55

Mesaj Gönder

kahvaltı

yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı  

manevra

25 Mar 2011 20:00

Mesaj Gönder

şu da var

bir de sen koynumda yatıyorsun
güzelsin güzelliğin mutlak amenna
kızlığın masanın üstünde
kocana saklıyorsun

oysa koca da ne benim kollarım var
soy bir portakal yedir bana dilim dilim
ben uzunminareliyimdir doğma büyüme
ne yapıp yapıp denizi görmek isterim!!  

manevra

25 Mar 2011 20:03

Mesaj Gönder

bunuda yakında sezen den duyucaz yenı albumunde;

sayim

ayışığında oturduk
bileğinden öptüm seni

sonra ayakta öptüm
dudağından öptüm seni

kapı aralığında öptüm
soluğundan öptüm seni

bahçede çocuklar vardı
çocuğundan öptüm seni

evime götürdüm yatağımda
kasığından öptüm seni

başka evlerde karşılaştık
iliğinden öptüm seni

en sonunda caddelere çıkardım
kaynağından öptüm seni  

manevra

25 Mar 2011 20:07

Mesaj Gönder

mona rosa Bravo  

Fiocco di NeVe

25 Mar 2011 20:38

Mesaj Gönder

şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı

oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullar
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karakoy köprüsüne yağmur yağarken
bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik

oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.  

Fiocco di NeVe

25 Mar 2011 20:43

Mesaj Gönder

manevra demiş ki:
oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde

memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.
 

manevra

25 Mar 2011 20:45

Mesaj Gönder




Sayfa:  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10   Sonraki