Sanat ve kaygilar uzerine

Anasayfa  \  Forumlar  \  Sanat  \  Sanat ve kaygilar uzerine
 
Offtopic kategorisi altindaki bi topicte, konu oldukca sapip, bu topic'in ba$ligina gelmi$tir, ben de bu tarafa kaydirmayi uygun gordum, dilerseniz sadece bu makale uzerine, dilerseniz diger topicteki yazilan yorumlar uzerine konu$alim.

SANAT VE FELSEFE
Bir Sanat Yapıtında Estetik Kaygı Zorlamaları


Bir sanat yapıtının bellekte oluşum sürecinde en önemli etken, bireyin yaşamla barışıklığıdır. Yaşamla barışık olan bireylerin tüm çalışma ve üretimlerine içsel değerlerinin doğrudan yansıması kaçınılmazdır. İçsel zenginliği oluşturan etik, estetik ve düşünsel tüm değerler güzellikleriyle, çirkinlikleriyle, kaygılarıyla, kuşkularıyla, tasalarıyla, endişeleriyle sanatçının iç dünyasını etkilediği oranda yapıtlarında da kendini gösterir. Bir değerin negatif açılım yüküyle etkileme gücünün olması ve bunun tasarı aşamasında da olsa yapıta yansıyabilirliği, o sanat yapıtının yapısına, içeriğine negatif değer yükler. Ancak sanatçı bunun bilincinde olmaz: bilinçaltının üretime olumsuz etkisidir bu! Sanatçının, özgün içsel değerlerindeki negatif altyapının bilincinde olup, bunları sorgulama ve bilinçaltını bu negatif değerlerin etkisinden kurtarabilmesi gerekir. Negatif özelliklerinden arındıralamayan bilinçaltının sanatçıyı ve yapıtlarını negatif yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Bu nedenle de sanatçı, üretim aşamasında herşeyden önce kendi iç dinamiklerini ve etkilenebilirliği söz konusu olabilecek özelliklerini irdelemeli ve bu negatif özelliklerinden yapıtlarının hiçbir şekilde etkilenmemesine gayret göstermelidir; kaygılar, kuşkular,tasalar, endişeler.. ve bunların içinde en çok da sözü edilegelen “estetik kaygı” dan!

Bir sanat yapıtı üretilirken, sanatçının her türlü kaygıdan uzak durması gerekir ki, kendi gerçek iç dünyasını objektif ve doğal olarak çalışmalarına yansıtabilsin! “Beğenilme” kaygısı ve “beğendirme” çabası yapıtın tüm doğallığını yitirecektir.Eğer gerçek bir sanat yapıtı, var olan doğal gerçekliğin, sanatçının düşünsel zenginliğinin de katkısıyla ortaya koyduğu bir değer ise; bu değerin bir kaygıyla üretilmiş olması, o yapıta değer değil, negatif bir özellik kazandırmış olur ki bu özellik, estetik düşünce temelli olsa dahi olumsuz kimliğini değiştirmiş olmaz. Zaten estetizmin bireysel beğeni hedefli olduğu da düşünülürse, burada dikkate alınması gereken beğeni, izleyicinin değil, yapıtın yaratıcısının beğenisidir. Yapıtın üretim aşamasında sanatçının estetik değerleri birincil rol oynarken; sanatçının, izleyicilerinin estetik değerlerini önceden düşünme ve buna göre bir yapıt üretmesi, sanat adına acı ve hatta komik olacaktır. Böyle bir durumda üretilen yapıt, sanatçının düşünce ve estetik değerlerini değil, izleyicilerin varsayılan beğenilerini hedef aldığından, bir değer olarak kabul edilmesi olanaksızdır. Sanatçı, yapıtlarına hiçbir dışsal kaygı yansıtmamalı, pozitif değer yüklü içsel kaygıları ise yapıtın bir “değer” olmasına yardımcı etkenler gücünde olacağından, bu türden katkıları olumlu yardımcı unsurlar olarak kabul etmelidir.

Düşünsel hedefler estetik olmalı, estetizm içermeli ama estetik de olsa hiçbir değer kaygı unsuru olmamalıdır. Kaygısal düşüncelerin içerdiği negatif özellikler, bilinçaltının yönlendirmesiyle yapıtlara da belirli bir oranda yansır. Kaygının pozitif yöndeki değeri, yalnızca sanatçının içsel pozitif dinamikleri ölçüsündedir. Düşünsel boyutuyla estetizm, sanatçının üretim aşamasında kendi iç zenginliklerini yapıtına yansıtabilme kaygısı taşıdığında bu, yapıtın bir değer olabilmesi için yapıtın içeriğine, niteliğine yansıyan pozitif bir değer olur. Düşünsel hedefin estetik bir değer üretimi olması, ya da hedefte, düşünsel zenginliklerin katkısıyla bireylerin –izleyicinin- içsel dünyalarına estetik değerler kazandırılması düşüncesi, bu kaygı da olabilir, yapıta negatif değil pozitif bir katkı sağlar. Ancak estetizmi gerçekleştirebilme çabasının yapıta yansıması, sanatçının içsel değerleri çerçevesinde kaygı içermesi negatif olmamakta ve hatta artı değer olabilmekteyken; dışsal değer ya da etkenlerin sanatçının yaratıcılığını etkilemesi, yapıtı doğallıktan uzaklaştıracağı ve sanatçının içsel değerlerinin yapıta yansıması olmayacağı için, tümüyle negatif değerlidir.

Zorlama, olumsuz içeriğinden dolayı, doğal ve insancıl hiçbir değer üretiminde hoşgörülmez. Her ne adına kullanılırsa kullanılsın, olumsuz içeriğin, olumlu sonuçlar vermesi beklenmez. Bir değer hedefli düşünsel zorlama çabaları, sonuçta birşeyler ortaya koymayı sağlayabilir ama üretilen, yaratılan nesnel varlıkların değersel analizlerinin bilinçli, gerçekçi ve objektif yapılabilmeleri durumunda, ortaya konan şeyin, salt zorlama nedeniyle bir değer olup olamayacakları kolaylıkla anlaşılabilecektir. Herhangi bir içsel ya da dışsal zorlamayla üretilen bir sanat yapıtı bir değer olarak algılanmaz. Çünkü yapıtın estetik bileşenlerinin objektif analizinde yerine tam oturtulamamış parçalar dikkat çekecektir. Doğaldır ki, bu tür analizlerin gerçekçi ve objektif olabilmesi için bireysellikten tümüyle kurtarılması gerekir ki bu da analizi yapacak izleyici ya da yorumcunun bilinçaltının negatif değerlerden arınmış olmasını gerektirir. Kendisiyle ve temel pozitif evrensel değerlerle tümüyle barışık olabilmek gerekir objektif analizleri yapabilmek için! Objektif analizler sonucunda yapıtın herhangi bir zorlamayla üretilmiş olduğunun anlaşılması durumunda yapıt bir değer olabilmekten uzaklaşacaktır. Zorlama, yalnızca sanatçının kendi iç dünyasındaki içsel değer ve zenginliklerinin yapıta yansıması aşamasında hoşgörülür ve hatta saygıyla karşılanır, bunun dışında tümüyle dışsal kaygı kaynaklı zorlamalar yapıta değer değil, aksine basitlik kazandıracaktır.

Kaygı, negativizm içerdiğinden değil sanatın, yaşamın dahi hiçbir alanında hoşgörülmez ama pozitif temelli hedeflere varılma sürecinde bireylerin sonuçtan tam emin olamamaları durumunda, daha büyük ve daha yoğun bir çaba içinde olmaları için yaşadıkları kaygısallık artı değer olur. Ancak bireyin iç dünyasının değerler üretmesinde, bireyin kendi içsel zenginliklerinin pozitifliğini objektif sorgulayabilmeleri her zaman olanaklı olmaz. Çünkü birey, çevresine gösterebildiği titiz irdeleme ve analiz merak ve ilgisini aynı oranda kendisine gösteremez. Bu nedenle, mümkün olabildiğince bireyler kaygıdan uzak durabilme çabası içinde olmalıdır. Bu birey; eğer, değerler ve yapıtlar üretme çabası içinde olan bir sanatçı ise, kaygısallık çok daha fazla önem taşıyacaktır. Sanatçının iç dünyasında kaygısallığın bulunması ve bunun yapıtlarına yansıması, sanatçı ve yapıtları adına negatif bir değer olur.

Yaşamın mutlu bir kimliğe yönelmesi, her tür acı verebilecek içsel-dışsal tüm değer ve etkenlerden uzak kalabilmeye bağlı olduğuna göre, kaygı da insanı yıpratabilecek negatif özellik taşıdığından, tüm yaşamda kaygıdan mümkün olabildiğince uzak durulmaya çalışılmalıdır.

Mahmut Özturan

konusu sapan topic :
http://www.80630.com/members/viewtopic.php?t=39324&postdays=0&postorder=asc&start=135  

lesh

05 Oca 2005 00:06

Mesaj Gönder

geyige sarıp konuyu pich etmek serbest mi? hani sanat manat bozar bizi biraz Twisted Evil Cool Twisted Evil  

MaK

05 Oca 2005 00:11

Mesaj Gönder

MaK demiş ki:
geyige sarıp konuyu pich etmek serbest mi? hani sanat manat bozar bizi biraz Twisted Evil Cool Twisted Evil
hm oldukca "ciddi" tarti$ilan we pek mawra barindirmayan bi topic olmasini tercih ederim, ama cok geyigim war, nolur geyik yapalim dersen ba$ka bi topicte neden olmasin Wink  

lesh

05 Oca 2005 00:13

Mesaj Gönder

lesh demiş ki:
Offtopic kategorisi altindaki bi topicte, konu oldukca sapip, bu topic'in ba$ligina gelmi$tir, ben de bu tarafa kaydirmayi uygun gordum, dilerseniz sadece bu makale uzerine, dilerseniz diger topicteki yazilan yorumlar uzerine konu$alim.

SANAT VE FELSEFE
Bir Sanat Yapıtında Estetik Kaygı Zorlamaları


Bir sanat yapıtının bellekte oluşum sürecinde en önemli etken, bireyin yaşamla barışıklığıdır. Yaşamla barışık olan bireylerin tüm çalışma ve üretimlerine içsel değerlerinin doğrudan yansıması kaçınılmazdır. İçsel zenginliği oluşturan etik, estetik ve düşünsel tüm değerler güzellikleriyle, çirkinlikleriyle, kaygılarıyla, kuşkularıyla, tasalarıyla, endişeleriyle sanatçının iç dünyasını etkilediği oranda yapıtlarında da kendini gösterir. Bir değerin negatif açılım yüküyle etkileme gücünün olması ve bunun tasarı aşamasında da olsa yapıta yansıyabilirliği, o sanat yapıtının yapısına, içeriğine negatif değer yükler. Ancak sanatçı bunun bilincinde olmaz: bilinçaltının üretime olumsuz etkisidir bu! Sanatçının, özgün içsel değerlerindeki negatif altyapının bilincinde olup, bunları sorgulama ve bilinçaltını bu negatif değerlerin etkisinden kurtarabilmesi gerekir. Negatif özelliklerinden arındıralamayan bilinçaltının sanatçıyı ve yapıtlarını negatif yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Bu nedenle de sanatçı, üretim aşamasında herşeyden önce kendi iç dinamiklerini ve etkilenebilirliği söz konusu olabilecek özelliklerini irdelemeli ve bu negatif özelliklerinden yapıtlarının hiçbir şekilde etkilenmemesine gayret göstermelidir; kaygılar, kuşkular,tasalar, endişeler.. ve bunların içinde en çok da sözü edilegelen “estetik kaygı” dan!

Bir sanat yapıtı üretilirken, sanatçının her türlü kaygıdan uzak durması gerekir ki, kendi gerçek iç dünyasını objektif ve doğal olarak çalışmalarına yansıtabilsin! “Beğenilme” kaygısı ve “beğendirme” çabası yapıtın tüm doğallığını yitirecektir.Eğer gerçek bir sanat yapıtı, var olan doğal gerçekliğin, sanatçının düşünsel zenginliğinin de katkısıyla ortaya koyduğu bir değer ise; bu değerin bir kaygıyla üretilmiş olması, o yapıta değer değil, negatif bir özellik kazandırmış olur ki bu özellik, estetik düşünce temelli olsa dahi olumsuz kimliğini değiştirmiş olmaz. Zaten estetizmin bireysel beğeni hedefli olduğu da düşünülürse, burada dikkate alınması gereken beğeni, izleyicinin değil, yapıtın yaratıcısının beğenisidir. Yapıtın üretim aşamasında sanatçının estetik değerleri birincil rol oynarken; sanatçının, izleyicilerinin estetik değerlerini önceden düşünme ve buna göre bir yapıt üretmesi, sanat adına acı ve hatta komik olacaktır. Böyle bir durumda üretilen yapıt, sanatçının düşünce ve estetik değerlerini değil, izleyicilerin varsayılan beğenilerini hedef aldığından, bir değer olarak kabul edilmesi olanaksızdır. Sanatçı, yapıtlarına hiçbir dışsal kaygı yansıtmamalı, pozitif değer yüklü içsel kaygıları ise yapıtın bir “değer” olmasına yardımcı etkenler gücünde olacağından, bu türden katkıları olumlu yardımcı unsurlar olarak kabul etmelidir.

Düşünsel hedefler estetik olmalı, estetizm içermeli ama estetik de olsa hiçbir değer kaygı unsuru olmamalıdır. Kaygısal düşüncelerin içerdiği negatif özellikler, bilinçaltının yönlendirmesiyle yapıtlara da belirli bir oranda yansır. Kaygının pozitif yöndeki değeri, yalnızca sanatçının içsel pozitif dinamikleri ölçüsündedir. Düşünsel boyutuyla estetizm, sanatçının üretim aşamasında kendi iç zenginliklerini yapıtına yansıtabilme kaygısı taşıdığında bu, yapıtın bir değer olabilmesi için yapıtın içeriğine, niteliğine yansıyan pozitif bir değer olur. Düşünsel hedefin estetik bir değer üretimi olması, ya da hedefte, düşünsel zenginliklerin katkısıyla bireylerin –izleyicinin- içsel dünyalarına estetik değerler kazandırılması düşüncesi, bu kaygı da olabilir, yapıta negatif değil pozitif bir katkı sağlar. Ancak estetizmi gerçekleştirebilme çabasının yapıta yansıması, sanatçının içsel değerleri çerçevesinde kaygı içermesi negatif olmamakta ve hatta artı değer olabilmekteyken; dışsal değer ya da etkenlerin sanatçının yaratıcılığını etkilemesi, yapıtı doğallıktan uzaklaştıracağı ve sanatçının içsel değerlerinin yapıta yansıması olmayacağı için, tümüyle negatif değerlidir.

Zorlama, olumsuz içeriğinden dolayı, doğal ve insancıl hiçbir değer üretiminde hoşgörülmez. Her ne adına kullanılırsa kullanılsın, olumsuz içeriğin, olumlu sonuçlar vermesi beklenmez. Bir değer hedefli düşünsel zorlama çabaları, sonuçta birşeyler ortaya koymayı sağlayabilir ama üretilen, yaratılan nesnel varlıkların değersel analizlerinin bilinçli, gerçekçi ve objektif yapılabilmeleri durumunda, ortaya konan şeyin, salt zorlama nedeniyle bir değer olup olamayacakları kolaylıkla anlaşılabilecektir. Herhangi bir içsel ya da dışsal zorlamayla üretilen bir sanat yapıtı bir değer olarak algılanmaz. Çünkü yapıtın estetik bileşenlerinin objektif analizinde yerine tam oturtulamamış parçalar dikkat çekecektir. Doğaldır ki, bu tür analizlerin gerçekçi ve objektif olabilmesi için bireysellikten tümüyle kurtarılması gerekir ki bu da analizi yapacak izleyici ya da yorumcunun bilinçaltının negatif değerlerden arınmış olmasını gerektirir. Kendisiyle ve temel pozitif evrensel değerlerle tümüyle barışık olabilmek gerekir objektif analizleri yapabilmek için! Objektif analizler sonucunda yapıtın herhangi bir zorlamayla üretilmiş olduğunun anlaşılması durumunda yapıt bir değer olabilmekten uzaklaşacaktır. Zorlama, yalnızca sanatçının kendi iç dünyasındaki içsel değer ve zenginliklerinin yapıta yansıması aşamasında hoşgörülür ve hatta saygıyla karşılanır, bunun dışında tümüyle dışsal kaygı kaynaklı zorlamalar yapıta değer değil, aksine basitlik kazandıracaktır.

Kaygı, negativizm içerdiğinden değil sanatın, yaşamın dahi hiçbir alanında hoşgörülmez ama pozitif temelli hedeflere varılma sürecinde bireylerin sonuçtan tam emin olamamaları durumunda, daha büyük ve daha yoğun bir çaba içinde olmaları için yaşadıkları kaygısallık artı değer olur. Ancak bireyin iç dünyasının değerler üretmesinde, bireyin kendi içsel zenginliklerinin pozitifliğini objektif sorgulayabilmeleri her zaman olanaklı olmaz. Çünkü birey, çevresine gösterebildiği titiz irdeleme ve analiz merak ve ilgisini aynı oranda kendisine gösteremez. Bu nedenle, mümkün olabildiğince bireyler kaygıdan uzak durabilme çabası içinde olmalıdır. Bu birey; eğer, değerler ve yapıtlar üretme çabası içinde olan bir sanatçı ise, kaygısallık çok daha fazla önem taşıyacaktır. Sanatçının iç dünyasında kaygısallığın bulunması ve bunun yapıtlarına yansıması, sanatçı ve yapıtları adına negatif bir değer olur.

Yaşamın mutlu bir kimliğe yönelmesi, her tür acı verebilecek içsel-dışsal tüm değer ve etkenlerden uzak kalabilmeye bağlı olduğuna göre, kaygı da insanı yıpratabilecek negatif özellik taşıdığından, tüm yaşamda kaygıdan mümkün olabildiğince uzak durulmaya çalışılmalıdır.

Mahmut Özturan

konusu sapan topic :
http://www.80630.com/members/viewtopic.php?t=39324&postdays=0&postorder=asc&start=135

senin kaygın ne?  

myRon

05 Oca 2005 00:16

Mesaj Gönder

myron's demiş ki:
senin kaygın ne?
kaygim, yapilanlarin begendirmek kaygisi gutmemesidir ama bu da bir kaygi dersen eger, o da ba$ka bi boyuta acilir  

lesh

05 Oca 2005 00:19

Mesaj Gönder

sülyen demiş ki:
önceden maille yollasaydın keşke de okuyup hazırlanıp gelseydik... ben okuyup geliyorum kaybolma bir yere.... Kahkaha Kahkaha Kahkaha Kahkaha
bilemedik pardon Smile bi daa ki sefer in$alla.. Wink  

lesh

05 Oca 2005 00:20

Mesaj Gönder

Alıntı:
dışsal değer ya da etkenlerin sanatçının yaratıcılığını etkilemesi, yapıtı doğallıktan uzaklaştıracağı ve sanatçının içsel değerlerinin yapıta yansıması olmayacağı için, tümüyle negatif değerlidir.


çok güzel yazılmış..
sağol okumamıza sebep olduğun için..

dışsal formlara olan ilgi ve beğenilme kaygısı sanat eserinin ruhunu zedeliyor, buna açıklayıcı bir vurgu olmuş.
bazı kısımlarında çok fazla tekrar olsa da, anlamsal değeri bunları hiçe indiriyor.  

zurquessa

05 Oca 2005 00:21

Mesaj Gönder

hEmoGLobIn demiş ki:
Yazının başında kişinin negatif hislerinin esere negatif etki vereceğinden ve bunun eseri kötü etkileyeceğinden söz edilmiş ki buna kesinlikle katılmıyorum. Neşe, huzur, aşk vs. ne kadar hislerimizse acı, öfke, nefret de aynı derece insanoğlunun derin derin yaşadığı duygulardır ve sanatçı içinde bulunduğu negatif duygularını ifade ederken beğenilmeme kaygısı yaşamaz, kaygı duyan ise bence sanatçı sayılmaz...


evet olumsuz da olsa ,
duygular her zaman tetikleyicidir..
öte yandan, negatif duygularla yapılan bir eserin izleyicide de negatif duygular uyandırması pek muhtemeldir.  

zurquessa

05 Oca 2005 00:26

Mesaj Gönder

zurquessa demiş ki:
Alıntı:
dışsal değer ya da etkenlerin sanatçının yaratıcılığını etkilemesi, yapıtı doğallıktan uzaklaştıracağı ve sanatçının içsel değerlerinin yapıta yansıması olmayacağı için, tümüyle negatif değerlidir.


çok güzel yazılmış..
sağol okumamıza sebep olduğun için..

dışsal formlara olan ilgi ve beğenilme kaygısı sanat eserinin ruhunu zedeliyor, buna açıklayıcı bir vurgu olmuş.
bazı kısımlarında çok fazla tekrar olsa da, anlamsal değeri bunları hiçe indiriyor.
her nekadar kendini tekrarlasa da, bir sonraki anlatimlara hazirliyor yorumlar, dedigin gibi duzgun icerik we oldukca bilinen baki$ acilarini tekrar mantikli irdeleyen yazi, aciklarini kapatiyor.. Bu makeleyi aslinda biraz da "sanat we maddi kaygi" adina pasteledim buraya, diger topicte tarti$ilanlar we yorumlar icin, u$enmezseniz diger tarafi da okumanizi we tezatliklari, farkli baki$ acilarini da tecrube etmenizi oneririm..
hEmoGLobIn demiş ki:
Yazının başında kişinin negatif hislerinin esere negatif etki vereceğinden ve bunun eseri kötü etkileyeceğinden söz edilmiş ki buna kesinlikle katılmıyorum. Neşe, huzur, aşk vs. ne kadar hislerimizse acı, öfke, nefret de aynı derece insanoğlunun derin derin yaşadığı duygulardır ve sanatçı içinde bulunduğu negatif duygularını ifade ederken beğenilmeme kaygısı yaşamaz, kaygı duyan ise bence sanatçı sayılmaz...
ya$anan negatiflikler derken duygudan cok kayginin getireceklerinden daha dogrusu goturecekcelerinden yola cikilmi$, tabi ki icerde ya$anan duygu patlamalari (negatif yada pozitif) olmaksizin ortaya cikan, uretilen hic de "dogal" we kaliteli olmayacaktir, bence yanli$ anlami$sin ?
sülyen demiş ki:
yazıyı okudum...
benim sanattan anladığım sanat sanatçının mastürbasyonudur...
en azından ben böle yapıyorum...
hehe, bi bakima dogru, bi bakima yanli$, kimse senin sperminden ya da ya$adigin orgazmik duygu patlamalarindan etkilenmez, ilham almaz we cali$malarina yansitmaz, yani eger sadece self-masturbating den bahsediosan.. ?  

lesh

05 Oca 2005 00:34

Mesaj Gönder

lesh demiş ki:
kaygim, yapilanlarin begendirmek kaygisi gutmemesidir ama bu da bir kaygi dersen eger, o da ba$ka bi boyuta acilir

ewt felsefe işte bu noktada konuyu dağıtabilir fakat burda yazarın dile getirmek istediği pozitif değerler ve doğallıktır. fakat bu felsefi olarak sanatı salt bir duruma sokar. bence sanat tamamen bireyseldir ve her yönüyle pozitif ya da negatif değerleri taşıyabilir.
sanatın estetikliği konusunda ise yazara hak vermemek zor. fakat estetiklik görsel anlamda ise kaygıları da beraberinde getirecektir. sanatçı eserine çok büyük anlamlar yüklemiş olanbilir fakat estetik kaygılar bunu anlaşılmaz kılacaktır. sonuç olarak çok pozitif bir bakış açısıyla yaratılan bir eser ona bakan kişinin negatif düşselleriyle uyuşabilir, ortada net bir şekilde duran ve kabul gören yapıtın estetikliği olacaktır.  

myRon

05 Oca 2005 00:35

Mesaj Gönder

earlgrey demiş ki:

sanat eğer ifade biçimiyse negatif duyguları da ifade etmeli negatif duygu uyandırıyosa yerini bulmuş görevini yapmıştır


evet öyledir, buna laf yok.
böyle olmamalı değil zaten,
durum budur.
hoş makale biraz "aman da pozitif olunmalı" modunda yazılmış ki bunun sebebinin son zamanlarda bir "moda" olan bunalım sanatçılar taifesine tepki olarak yazıldıgını tahmin ettiğimden çok fazla ciddiye almıyorum..  

zurquessa

05 Oca 2005 00:35

Mesaj Gönder

hEmoGLobIn demiş ki:
negatif duygularla yapılmış eserleri daha çok seviyorum. kesinlikle daha derin bir anlatıma sahip oluyorlar, ifadesi daha güçlü oluyor...

ben mi negatifim yaw Rolling Eyes
cunku muhtemelen ya$anan pesimist duygu patlamalari, dier ya$anan pozitif duygu patlamalarindan daha yogun ya$anir, durum boyleyken de ortaya cikan kacinilmaz daha wurucu olur.  

lesh

05 Oca 2005 00:38

Mesaj Gönder

zurquessa demiş ki:
evet öyledir, buna laf yok.
böyle olmamalı değil zaten,
durum budur.
hoş makale biraz "aman da pozitif olunmalı" modunda yazılmış ki bunun sebebinin son zamanlarda bir "moda" olan bunalım sanatçılar taifesine tepki olarak yazıldıgını tahmin ettiğimden çok fazla ciddiye almıyorum..
bence hala yanli$ yerden bakiosunuz bahsedilen "negatif" durumlara yapilan yorumlara, negatifligin kazanildigi yer kaygilar diyor, we bir duygu olarak yorumlamaktansa dogalligi bozan, manipule eden bir yanli$lik olarak bakiyor, bence ..  

lesh

05 Oca 2005 00:41

Mesaj Gönder

hEmoGLobIn demiş ki:


negatif duygularla yapılmış eserleri daha çok seviyorum. kesinlikle daha derin bir anlatıma sahip oluyorlar, ifadesi daha güçlü oluyor...

ben mi negatifim yaw Rolling Eyes


negatif, pozitif, nötr..
her türlü sanatçı olmalı
her türlü insan var
Smile
bu senin negatifliğinden kaynaklanıyor olmasa gerek,
bazen negatif eserler daha yoğun olur,
irkitir insanı, etkiler..
neşenin tekdüzeliğindense
acının orjinalliği gibi..
sanatçı olduğu gibi olmalı
"kaygı" ya vurgu da bunun için yapılmış olmalı..  

zurquessa

05 Oca 2005 00:42

Mesaj Gönder

sülyen demiş ki:
mastürbasyon kelimesinin hemen de orgazmik ve spermatazoid leri kafaya getirmesi doğaldır da... yaşadığını, birikimini belli bir şuursuzlukla yapılandırmaktan ve kendini bu şekilde ifade edip haz duymaktan bahsediyorum ben...
self-masturbating in ne oldugunu gayet iyi biliyorum, kendisini nasil metaforik kullaniosak, sperm we orgasm i da gayet metaforik kullandim, yapilan we uretilen, ki$inin kendisine sakladigi birer urun gibi..  

lesh

05 Oca 2005 00:43

Mesaj Gönder




Sayfa:  1 2   Sonraki