biraz gözden düştüm

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  biraz gözden düştüm
 
eve geldiğim gün annem yüzüme bakmamayı tercih ettiği için, o uyurken onun yanına bir bardak su koydum. sabah uyandığında suyunu içmemişti ve bardağı benim yatağımın başucunda duran sehpanın üzerine koymuştu. anlamı derindir bizim evde böyle hareketlerin. ablam bilmez. o üzülmesin diye annemle aramızda geçen gizli haberleşmeden pek ona bahsetmeyiz. mesela bir gün türk kahvesi yapmıştı bana. yorgunluğunu alır bakışı eşliğinde getirmişti. odadan çıkar çıkmaz hemen kahvemden bir yudum alıp bir dilek tuttum. sonra o sıcacık kahveyi dudaklarımın yanma pahasına hızlı hızlı içtim ve fal kapattım. sabah uyandığımda falımı açmış ve bardağı yan koymuştu. sanırım bu dileğimin kabul olmayacağı anlamına geliyor.

mesela annem bana 11 senedir nasılsın sorusunu iki şekilde sorar. biri eve geldiğimde, bir diğeri de de evden tam çıkarken. aslında duymak istediği evden çıkarken vermem gereken cevap olur her zaman. ama duymaya onun da gücünün yetmeyeceği için benim, en koşuşturmalı anlarımı seçer. bazen bir şeyi içinde hiç tutamadığı zaman antepli muratla haber gönderir. bizim ki yine çok içiyor şu sıralar diyerek murat'a söylemiyormuş gibi yapar, ama ayağına mesaj bağlı güvercin sadakatinde murat, annemin mesajını bana iletir. mesajı açıp okurum. bi gülümseme takarım yüzüme. ayağına gülümsememi bağlayacak kuş bulamam hiç.

ama bilirim ki o mesaj ona bir şekilde gider.

benim güvercinlerimin hepsi öldü.
bilir.

böyle anlaşabildiğim için çok seviyorum belki de onu. ne zaman mahalleden bir büyük uçmaya gitse gök yüzüne annemin görünmez kanatlarını bulmaya çalışırım evde. bulup kırarsam belki hiç benden gidemez diye aranır dururum. sarhoşken yaparım bunları. çünkü ayıkken yaparsam deli zanneder beni.

huysuzluğum ve gitme telaşımı içine çeke çeke bilir. her şeyden hiç vakit kaybetmeden hemen sıkılırım küçüklüğümden beri. “sen hiçbir şeyden zevk almaz mısın?” diye sorar ablam; annem şöyle bir kolunu sıkar bana çaktırmadan. istemez böyle sorulara yanıt vermemi. bir gün ondan da sıkılacağımı zanneder diye ödüm kopuyor. hırçınlığıma, memnuniyetsizliğime kolay kolay ses etmez. yılların yorgunluğunu omuzlarında taşır da, oğlunu yine de üzmek istemez. sanmayın ki o böyle üzerime titrediğini hep belli eder de ondan böyle oldu bu çocuk diye. binbir kamerayla izleseniz hiçbir şey anlamazsınız bizim aramızda ki yaratılması imkansız o dili. dilimiz kopmuş gibi severiz birbirimizi.
açık giydi mi sorar. bilir sevmem. birazcık yüzümü ekşitsem hemen anlar duvarların üzerime geldiğini. hemen şu evi de artık bi boyatsak mı? der. dört senedir boyatmadık biz bu evi. biz de anılar eskimeden ev boyatılmaz.

yürüyüşe çıktı az önce. ayaklarına iyi geliyormuş yürümek. beni yoruyor. ayaklarım beni çok yoruyor ve bildiği için benim ayaklarımın üzerine gücünü hiç vermiyor. üzerimdeki yükü tek başına almaya çalışıyor. beynimin içindeki o sürekli kıpırdayan mikrobu sessiz bırakırsak öleceğini düşünüyor. yürüyüşten gelene kadar evin içinde yatmadığım halı kalmıyor.

bazen banyo da suyu avuçlarıma doldurup, yüzlerce kez yüzüme çarptığımı bilirim. o an gelse de yüzümü silse isterim. gelmez. ben de son kez avucuma su koyup, gidip evin en uzağında ki çiçeğin dibine dökerim. biz o çiçeği balkon camının dışında besliyoruz. daha doğrusu annem benim de beslediğimi bilmiyor. aramızda ki bu dili de çözerse çok mutlu olacağım. çünkü hala içimde “birgün güzel bir şeyler olacak” inancını taşıdığımı bilsin. hala içim de bir hissin, beni bir gün bu girdaptan çıkartacağına olan inancımı koruduğunu bilsin. o gün onu bilirse ben de belki mutlu olmayı tercih ederim. kim bilir.

sana yazmayayım diye karalanan satırlar...  

oyunbozan

04 Kas 2015 21:58

Mesaj Gönder

gece gece.. eyw  

klavyedekispacetuşu

04 Kas 2015 22:51

Mesaj Gönder

çok güzel. keyifle okudum.  

MaRaz Tribu

05 Kas 2015 03:54

Mesaj Gönder

bu kısım hele..
ayt demiş ki:
ne zaman mahalleden bir büyük uçmaya gitse gök yüzüne annemin görünmez kanatlarını bulmaya çalışırım evde. bulup kırarsam belki hiç benden gidemez diye aranır dururum.
 

MaRaz Tribu

05 Kas 2015 03:55

Mesaj Gönder

ne güzel bir yazı olmuş gerçekten tebrik ederim... yazdıgın herhangi bir blog sayfası var mı ?  

Sir Sensei

05 Kas 2015 08:38

Mesaj Gönder

okumadım  

InterCooler

06 Kas 2015 22:28

Mesaj Gönder

okadar güzel ki!

nerelere götürdü nerelerden getirdi  

Marlot

07 Kas 2015 12:14

Mesaj Gönder

ızdırâbın verdiği intibah zamanlarında, kendi kendini aldatmak, başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adâletten ürkmeye başlar.  

oyunbozan

13 Kas 2015 00:38

Mesaj Gönder