konuşmak, aramızdaki en büyük tuzak gibi duruyordu; dünyanın en büyük tehlikesi alışmaktı oysa.
herşeyi bir kenara bırakıp onca mesafeden birbirimizin ekrandaki resmine baktıkta kadın, neden hiç benzemedik o kadar zaman birbirimize üzüm misali, kimse bilmiyor.
sen, güzel kurulmuş devrik bir cümlenin benden önce sana değmesini sevdin, çünkü öyle sevilmeyi hiç görmedin. karşılıklı ayrı ayrı şehirlerde nefes alıp yine de hiç benzemememizin nedeni buydu aslında, daha hikayenin başında..
gece olunca cümleler karanlığa saklanır sanıyoruz, cesaretimiz bundandır.
hem, adımın ne olduğundan önce soracağın soruların var senin. bileğimi tutup nabzımın atmadığını çok sonra öğrenmek ikimize de daha acı verir mesela, bilmiyorsun..
tanıdıkça nefret etmemek için uzaklaştığım kalabalıklarım var, bir de "onu tanımak daha çok sevmeme neden oldu" dediklerim. adım gibi biliyorum sen ikinci cümlenin sahibisin, ki kabus olan budur aslen.
senin anlatacakların birikmiş, benimse senden dinleyeceklerim. ama sevgilim, bir insanı sevmekle, tanımak arasında dünyalar kadar fark var. o yüzden 'ayrı dünyaların insanıyız.'
ve sırf senden uzak durmak için her gece kendimden nefret etme gerçeğini nasıl kabulleniyorum..bi düşünsene?
dahası benim, yüzüne bir kere dokunamadığım 'sen'im varken, seninde, zaaflarına gözü gibi bakan bir adamın var artık.
ne mutlu sana.
herşeyi bir kenara bırakıp onca mesafeden birbirimizin ekrandaki resmine baktıkta kadın, neden hiç benzemedik o kadar zaman birbirimize üzüm misali, kimse bilmiyor.
sen, güzel kurulmuş devrik bir cümlenin benden önce sana değmesini sevdin, çünkü öyle sevilmeyi hiç görmedin. karşılıklı ayrı ayrı şehirlerde nefes alıp yine de hiç benzemememizin nedeni buydu aslında, daha hikayenin başında..
gece olunca cümleler karanlığa saklanır sanıyoruz, cesaretimiz bundandır.
hem, adımın ne olduğundan önce soracağın soruların var senin. bileğimi tutup nabzımın atmadığını çok sonra öğrenmek ikimize de daha acı verir mesela, bilmiyorsun..
tanıdıkça nefret etmemek için uzaklaştığım kalabalıklarım var, bir de "onu tanımak daha çok sevmeme neden oldu" dediklerim. adım gibi biliyorum sen ikinci cümlenin sahibisin, ki kabus olan budur aslen.
senin anlatacakların birikmiş, benimse senden dinleyeceklerim. ama sevgilim, bir insanı sevmekle, tanımak arasında dünyalar kadar fark var. o yüzden 'ayrı dünyaların insanıyız.'
ve sırf senden uzak durmak için her gece kendimden nefret etme gerçeğini nasıl kabulleniyorum..bi düşünsene?
dahası benim, yüzüne bir kere dokunamadığım 'sen'im varken, seninde, zaaflarına gözü gibi bakan bir adamın var artık.
ne mutlu sana.
gece olunca cümleler karanlığa saklanır sanıyoruz, cesaretimiz bundandır.
gece olunca cümleler karanlığa saklanır sanıyoruz, cesaretimiz bundandır.
dünyanın en büyük tehlikesi alışmaktı oysa
evet bu
evet bu
tanımadığım zaman daha çok sevdiklerim var evet...
çok güzel olmuş...yine.
çok güzel olmuş...yine.
| snitchbone demiş ki: |
| ve sırf senden uzak durmak için her gece kendimden nefret etme gerçeğini nasıl kabulleniyorum..bi düşünsene?
dahası benim, yüzüne bir kere dokunamadığım 'sen'im varken, seninde, zaaflarına gözü gibi bakan bir adamın var artık. ne mutlu sana. |
artık uyuduğuna göre bir kez daha sövebilirim, sinir oluyorum bu adama
bak herkes bi parçalar bulmuş kendinden
kıskandım çok, güzel yazıyor
kıskandım çok, güzel yazıyor
kendi yazdığı çizdiği yetmiyor, bir de "yazmayayım, içimde kalsın, anlatmayayım" diyenlere satırlarıyla sorgu memuru işkencesi yapıyor... yuzunu kabuğa dönmuş yaraları kaşıyor...
| snitchbone demiş ki: |
| zaaflarına gözü gibi bakan bir adamın var artık. |
mutlu?!
bi an bana yazıldı sanmıştım, nasıl mutlu oldum..
snitch bu sefer de ben borçlandım sana, sanılanla olan arasında ki fark üzerine de bir yazı benim borcum olsun sana...
de bu beslenmeleri yeni bir kadavraya ne zaman çeviricez ... yemekte şarabı fazla kaçırdım yine... yani bugün alkol detaylara bir dost yardımıyla dokunabilecek noktada ... gelirsen haber et ..
naif olmak lazım be içince aslında .. şarkı söylemek lazım ... atlıkarınca dönüyor ... dönüyor ... bir tek dönmeyen bana sensin layyyy la ylay
dedi ki ;
- dönme hemen ama
+ yedik işte yemek
- ya ama bu sarhoşluk boşa gitmesin
+ nasıl
- ya bilmem
+ kararında bırakalım
- off çok gıcıksın ya
+ ....
sen de çok sıkıcısın demek yalan olurdu belki ... doğrusu sen de o değilsin mi olmalıydı be snitchj ..
de bu beslenmeleri yeni bir kadavraya ne zaman çeviricez ... yemekte şarabı fazla kaçırdım yine... yani bugün alkol detaylara bir dost yardımıyla dokunabilecek noktada ... gelirsen haber et ..
naif olmak lazım be içince aslında .. şarkı söylemek lazım ... atlıkarınca dönüyor ... dönüyor ... bir tek dönmeyen bana sensin layyyy la ylay
dedi ki ;
- dönme hemen ama
+ yedik işte yemek
- ya ama bu sarhoşluk boşa gitmesin
+ nasıl
- ya bilmem
+ kararında bırakalım
- off çok gıcıksın ya
+ ....
sen de çok sıkıcısın demek yalan olurdu belki ... doğrusu sen de o değilsin mi olmalıydı be snitchj ..
herşeyi bir kenara bırakıp onca mesafeden birbirimizin ekrandaki resmine baktıkta kadın, neden hiç benzemedik o kadar zaman birbirimize üzüm misali, kimse bilmiyor.
ne mutlu sana.
ne mutlu sana.
208 gün olmuş gözlerini görmeyeli
34 gün var daha derme çatma bir cümleyle kalbimi paramparça ettiğin ana.
babamın her gidişinde söylediği kızım senin yüreğin fazla büyük, kendini düşün biraz da nasihati adım gibi aklımda.
annem yüzüme bakmaya utanıyor hâlâ.
artık hiçkimse bana "iyi misin?" diye sormuyor. bir iyi niyet simgesi bu cümle kirleniyormuş bana doğrultulduğunda.
bir ceset gibi kapattılar boş bakan gözlerimin üstünü,
her insanın ölümden kaçtığı gibi kaçıyorlar karanlığımın varlığından.
sana çıkan her yolun başı sonu dikenli tellerle çevrilmiş,
tek bir yürek çıkıp umut olmuyor sensizlikten kurtuluşuma.
madem mecnun'a ayrı, faniye farklı zaman dilimleriyle dönüyor dünya, lütfen aralık gelmesin bir daha.
as boynuma sevdanın ipini kasım'ın son haftasında.
34 gün var daha derme çatma bir cümleyle kalbimi paramparça ettiğin ana.
babamın her gidişinde söylediği kızım senin yüreğin fazla büyük, kendini düşün biraz da nasihati adım gibi aklımda.
annem yüzüme bakmaya utanıyor hâlâ.
artık hiçkimse bana "iyi misin?" diye sormuyor. bir iyi niyet simgesi bu cümle kirleniyormuş bana doğrultulduğunda.
bir ceset gibi kapattılar boş bakan gözlerimin üstünü,
her insanın ölümden kaçtığı gibi kaçıyorlar karanlığımın varlığından.
sana çıkan her yolun başı sonu dikenli tellerle çevrilmiş,
tek bir yürek çıkıp umut olmuyor sensizlikten kurtuluşuma.
madem mecnun'a ayrı, faniye farklı zaman dilimleriyle dönüyor dünya, lütfen aralık gelmesin bir daha.
as boynuma sevdanın ipini kasım'ın son haftasında.