zora düştüğünde kamil koç'a sarılmak

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  zora düştüğünde kamil koç'a sarılmak
 
-i-

- hocu çok sıcak piştim ama ben ya!
+ abi tamam az kaldı ya...
- yok hocu bu ne ya, ben inicem!
+ abi nasıl iniceksin, şehirlerarası yol...
- yok abi, yok muydu adam gibi firma bu ne ya, klima çalışmıyor!
+ abi tamam, az kaldı!
- hocu sevmiyorum ben zaten eskişehir'i biliyorsun...
+ yahu dur abi ya, karı gibi bik bik bik...
- bana karı deme, bana... karı... deme...ne gelse başımıza onların yüzünden geldi zaten!
+ offfffffff

kafamı tekrar camdan yana çevirdim, ankara-eskişehir arası, sapsarı ovaların ortasında uzanan ıssız ve dümdüz yolda ilerliyorduk, yol o kadar düzdü ki, kendinizi trende gidiyormuş gibi hissediyordunuz. kliması çalışmayan otobüs yüzünden, sırılsıklam olmuş ensemden süzülen terler, boynuma doğru bir kavis yaparak, gıdımda birikiyordu, evet gıdım vardı, o yüzden yıllardır bir keçi sakala sahiptim, zira traş olduğumda süleyman demirel taklitlerim birden daha gerçekçi olmaya başlıyordu. sapsarı bir ovada, metal bir kutunun içinde kavruluyorduk, alnımdan akan terler gözlerimi yakmaya başladı.

- hocu peki biz napıcaz eskişehirde, yol bilmeyiz, iz bilmeyiz?
+ abi iki tane kız var, onlar bekliyor işte üniversitenin önünde....
- ben sana kız deme demedim mi az önce!
+ abi napsaydım, kaybolsamıydık, onlarda gelecekmiş `anathema`'ya, para vermeyin bizle gelin dedim.
- heh "artı bir"'lerimizi böyle dağıt, aferin `okky` aferin!
+ abi sende asabisin bugün ha...
- asabiyim tabi, ömrümü yediniz, bu ne sıcak ya!
+ hakikatten sıcak ama abi.
- hocu bu kızları sen nerden tanıyorsun?
+ e çaldık ya burda, konserde tanışmıştım.
- aferin hocu aferin, ben orada acı çekeyim, sen kızlarla tanış!
+ ya abi, napsaydım, konser vermişiz, keyifliyim, sen ağlıyorsun, napsaydım?
- teselli etseydin hayvan herif!
+ offfffffffffff

kafamı cama yasladım, araba her sarsıldığında cam ile kafam arasında oluşturduğum, terli kaygan yüzey nedeniyle, gereksiz ivmelenmelerle kafam bir ileri, bir geri kayıyordu, su içmem gerekiyordu, lakin muavinle konuşmak zor geldi, serinlemek için kış olduğunu hayal etmeye başladım, lakin kafamda soğuk ve kar değil, üzerinde kestane pişen bir ocak canlandı.

okky'nin gazıyla, anathema konserini izlemeye eskişehir'e gidiyorduk, anladığım kadarıyla üniversitenin önünde inecek orada okky'nin burada konser verdiğimizde tanıştığı iki kız karşılayacaktı bizi, yalnız kalmaya ihtiyacım vardı, sessizliğe ve huzura ihtiyacım vardı, en önemlisi okky denen ne yazık ki zamanında dost edindiğim bu adamdan uzak kalmaya ihtiyacım vardı.

zaten ne geliyorsa insanın başına arkadaşları yüzünden geliyordu, konseri düzenleyen arkadaşımızın kapıya adımızı yazdırdığı konsere, okky'nin arkadaşları ile gidiyordum, peki tüm bu planda bana ait olan neydi.

+ burada iniyoruz.
- iyi tamam.
+ bak kızlar da gelmiş...
- o kapının önündeki ne kocaman?
+ bilmem tarihi falan bir şey herhalde...
- baya bildiğin saksı bu hocu...
+ abi kızlar diyorum sen hala saksıdasın!
- hocu kız her yerde var, baksana pisuvar gibi koymuşlar bir de, bilim pisuvarı ehe ehe
+ hey yarappim!
- hocu ama böyle devasa saksı görmedim ben...
+ böyle dev kase gördün mü peki?
- pis herif!
+ ehe ehe

-ii-

"susadım hocu ben, gidelim bir şeyler içelim" dedim, "kızlar, burada nerede bir şeyler içebiliriz?" diye sordu okky kızlara, "ya aslında kampüste otururuz diye düşünmüştük biz." dedi bir tanesi suratıma bakarak, "e oturalım" dedim, "ama siz şimdi alkol istersiniz" dedi, haklıydı, ama nereden tahmin etmişti anlayamadım. düşüncesinde ne kadar haklı olduğunu kendisine bildirdikten sonra, bir bara gitmeye karar verdik, merkeze inmemiz gerektiğini söylediler, saat 13:00 sularıydı, terden yapış yapış olmuştum, susuzluk ise dilimi damağıma yapıştırıyordu, bir taksiye atlayıp, merkeze indik, gösterdikleri bir binanın en üst katına tırmanıp, barın terasına kurulduk.

yaklaşık 10 bira sonrası biraz kurumuş, sürekli gelen patates kızartmaları ile enerjimi geri kazanmış fakat, daha henüz hava kararmadığından sıcağın da etkisiyle sarhoş olmuştum, okky'de benden farksız değildi, içince çok konuşan adamlar olduğumuzdan, kızlar artık tamamen susmuşlar, anlamsız gözlerle bizi izliyorlardı, şimdilik sadece çenemize vurmuş olan sarhoşluğun aksiyonlarımıza yansımasına az kalmıştı.

ilk delirme alameti masada sadece patates kalması lakin ketçabın bitmesi ile başladı, fazla gürültülü ve bitmek bilmeyen berbat muhabbetimize artık dayanamayan garsonlar bizi terasta yalnız bıraktıklarından, bu sorunu kendimiz çözmeye karar vererek, etrafı dolaşıp ketçap aramaya başladık, terastan aşağıya sarkarak arama çalışmalarını yürüten okky "buldum" diye bağırdı, hemen yanına koştum yan binanın terasında `mc donalds` vardı, lakin biz yaklaşık dört kat yukarıdaydık. derhal masaya dönüp kızlardan ip istedim, ne şanslıyız ki o hiç bir zaman neden o kadar büyük olduğunu anlamadığım kız çantalarından birinden dikiş seti çıktı, derhal okky ile patateslerimizi ipe bağlayıp, balık tutarcasına terastan mc donalds'a sarkıttık. patatesler uygun yüksekliğe geldiğinde, yukarıdan seslenerek, orada oturan bir çiftten ketçaplarına bandırmalarını rica ettik, tüm mc donalds kafalarını kaldırmış bizi izliyordu, gülümseyerek patatesleri ketçapa bandırdılar, biz de çekip afiyetle yedik, o kadar mutlu olmuştuk ki, tam birbirimize sarılmış kutlama yaparken mekanın sahibi gelerek "arkadaşlar iyi hesap bırakıyorsunuz diye bir şey demiyorum ama etrafı rahatsız etmeyin" dedi, özür dilemek için 12 adet tekila shot rica ettik, geri dönülmez noktada olduğumuzun farkında olan sadece bizlerdik.

tekilaları shot'layıp, acıkınca kalkmaya karar verdik, tam mekandan çıkarken, merdivenlerin birinin üstünde ufak bir oyuk farkettik, duvar olması gereken yerden erken bitmiş, orada iki kişinin sığabileceği bir boşluk oluşturmuştu. okky ile birbirimize bakıp, oraya çıkmak istediğimize karar verdik, epey bir uğraş sonrası oraya tüneyince, kendimizi kışları apartman boşluğuna sığınmış ve siz her banyonun lambasını yaktığınızda öten kumru gibi hissetik ve "guguuukk guk, guguuukk guk" şeklinde ötmeye başladık. mekan kalabalıklaşıyordu, merdivenden çıkan insanlar durup fotoğraflarımızı çekiyor, "yahu dayak yiyeceksiniz" diyen yanımızdaki kızlar, bacağımızdan tutup çekerek bizi aşağıya indirmeye çalışıyordu. epey bir inatlaştıktan sonra inmeye karar verdik, zira açtık.

yemek yiyecek bir yer ararken, bir apartmanın duvarına badana ile yazılmış "`tantuni`" yazısını gördük, ankara'lı olmanın verdiği tantuni aşkıyla, tantuniciyi aradık lakin bulamadık, sonunda bir bakkala girip ekmek aldık, ekmeği okky ile kardeş payı yapıp, duvardaki tantuni yazısına banıp bir güzel karnımızı doyurduk, duvardaki bir yazı ile doyabiliyor fakat saçmalamaya doyamıyorduk. kızlar dehşet içinde bizi izliyor, bir şekilde bizi korumaya çalışıyorlardı, her hareketimizden önce "aman yapmayın, aman etmeyin" diyorlar, lakin bizi kontrol altına alamıyorlardı.

artık konser saati geldiğinde, hayal kahvesine yürümeye başladık, mekanın önünde uzun bir kuyruk vardı, lakin kapıda adımız yazılı olduğundan sıraya girmeden direkt kapıya yöneldik, okky birden sıradakilere bağırmaya başladı; "olm salak mısınız sıra bekliyorsunuz?", "eksper bunlar vip değil herhalde!", sıradan bir kaç kişi okky'i dövmek üzere hamle yapınca, "abi delidir bunlar bulaşmayın!" şeklinde diğer kişiler tarafından engellendi, tanınıyor olmak güzeldi, ama nasıl tanındığında önemliydi tabi. sonunda benim de okky'i sakinleştirmem sonucu konsere girdik.

içeride güzel bir yer bulmuş, anathema'nın güzel müziği ile sakinleşmiştik, birden `duncan patterson` 'ı özlediğimi fark ettim, "duncan! duncan!" diye tezahürat etmeye başladım, bunu duyan okky'de eşlik etmeye başladı, bir kaç bizim kafadaki insan da bize katıldı, sahnede bulunan `vincent cavanagh`'ın duruma sinirlenmesi normaldi, zira duncan eski bass'çılarıydı. "stop this nonsense!!" diye bağırdı sahneden, okky ile kikirdedik, anathema'ya da curse atmıştık ya bizden mutlusu yoktu. artık durulabilirdik.

en sevdiğim şarkı çalmaya başladığında, duygulanıp önümde bulunan kıza sarıldım, bir şey demedi, başını öptüm, kafasını çevirdi, öpüşmeye başladık.

"yahu bu iş bu kadar kolay mıydı" diye düşündüm, düşünmez olaydım.

-iii-

- hocu, ben o saksıya kesin işicem!
+ abi bence kusmak daha mantıklı olabilir.
- o saksıyı düşünüyorum hocu gördüğümden beri, sanki ona işesem böyle her şey daha güzel olacak anlıyor musun?
+ abi anlıyorum da kusmak daha anlamlı bence.
- hocu ben kusamıyorum ya...
+ off ya...
- bilmiyorum neden, ama olmuyor...
+ offf abi sus darlandım şimdi...

biz okky ile bu şekilde saçmalarken, okullarının önünde ki dev saksıya yapmak istediklerimizi dehşet içinde dinleyen kızlar, harekete geçerek bizi vazgeçirmeye çalışma işine giriştiler, sonuçta okullarını korumaya çalışıyorlardı, "ben" dedim "ama sen ankara'ya gelsen bilim ağacına işemene bir şey demezdim", tartışmalar epeyce devam etti, sonunda kızlar kazandı, hem ters istikametteydi üniversite.

"e şimdi ne yapacağız" diye sordum kıza, "bilmem biz evci çıktık, yurda dönemeyiz" dedi, "okky nerde kalacağız biz?" diye sordum, "abi hemen hallediyorum!" dedi, telefona sarılıp sağı solu aramaya başladı, sıkılıp bakkala gittim, bir torba daha bira alıp geri döndüm, endişeli gözüküyordu hepsi, "abi ev bulamadık." dedi okky, "nasıl bulamazsın!" diye sinirlendim, eskişehirdeki bir sürü zibidi ankara'ya geldiğinde bizde kalırdı hep, şimdi bizi sokakta mı bırakacaklardı, hem de iki tane kız ile. bir süre düşündükten sonra, "ankara'ya dönelim!" dedim, bir yandan yeni alınmış biraları fondipliyor, bir yandan da ankara'ya nasıl döneceğimizi tartışıyorduk, birden `kamil koç` geldi aklıma, duygulandım, kamil koç'u akrabam gibi görüp onunla duygusal bir bağ yaşamaya başladım, "kesinlikle kamil koç ile gitmeliyiz!" diye bağırdım, içinde her şey olan çantaya sahip kız, kocaman cüzdanını çıkarıp, üzerinde numaralar olan bir kağıt uzattı, üzerinde oranın da numarası vardı, hemen kağıdı kapıp, "ben arayacağım kamil abi'yi!" dedim ve zorlukla da olsa numarayı çevirdim.

+ iyi akşamlar, kamil koç, ben ipek, nasıl yardımcı olabilirim?
- alo kamil abi, alooo???
+ buyurun.
- kamil abi, biz eskişehirde kaldık, abim, kamil abim!
+ beyefendi ne istiyorsunuz anlayamıyorum?
- kamil abi, bizi ankara'ya götür abi, bak iki tane de kız var, abi kız var, ev yok abi be...
+ tamam beyefendi eskişehir-ankara bilet mi istiyorsunuz?
- evet abi, kız var, ev yok abi!
+ tamam bakıyorum beyefendi ne zaman olsun?
- hemen olsun kamil abi...
+ 03:00'de var ilk araba.
- kamil abi bize 4 kişilik yer ayır o zaman, hatta 5'li ayır rahat gidelim abi!
+ beyefendi 5'li dolu ama...
- abi arkadakini demiyorum, önden 5'li ayır...
+ önde 5'li yok beyefendi...
- olsun abim, gerekirse ters gideriz...
+ beyefendi siz 4 kişi değil misiniz?
- evet iki kız iki erkek ama ev yok.
+ tamam ben rezervasyon yapıyorum 4 kişi, saat 03:00 eskişehir ankara arabasına.
- kamil abi seni seviyorum!
+ kih kih kih

"biletler tamamdır gençler" dedim, bir taksi çevirip terminale doğru yollandık, benim yanımdaki kız benim elimi, okky'nin yanındaki kız okky'nin elini tutuyordu.

4 akıncı o gece eskişehir'de çocuklar gibi şendik.

-iv-

"çanakkale'den gelmekte olup antalya'ya gitmekte olan 845 numaralı kamil koç otobüsünün sayın yolcuları, otobüsümüz 15 dakika ihtiyaç ve yemek molası vermek için sivrihisar dinlenme tesislerinde...." anonsuyla uyandım, yaklaşık bir dakika kıpırdayamadan, önümüzdeki iki koltuğun arasından gözüken okky'nin başını inceledim, neden sonra, kafamın altında bir yumuşaklık farkettim, kafamı yavaşça çevirince uyumakta olan bir kızın omzuna yatmış olduğumu farkedip yerimden fırladım. kızı uyandırmamaya çalışarak koridora çıktım, ön sırada okky de aynı vaziyette bir kıza kafasını koymuş, uyuyordu. öfkeyle kafasına bir tokat attım, birden doğruldu, yanındaki kıza baktı, bana baktı, kıza baktı, tekrar bana baktı, müdehale etmesem bu bakış döngüsü devam edeceğinden, "in çabuk in!" dedim, mal gibi bakmaya devam ederek, peşimden geldi, iner inmez bir sigara yaktım ve sıvamaya başladım;

- hocu bu kızlar kim?
+ bilmiyorum abi...
- nasıl bilmiyorsun ya, nasıl bilmiyorsun?
+ abi nerden bileyim ya?
- sen demedin mi işte kızlar karşılıcak bizi, gezcez tozcaz...
+ abi onlar bunlar değil!
- nasıl değil ya ?
+ abi valla değil, ben de anlamadım...
- ee onlar nerede?
+ ya nerden bileyim, değişmişler bir yerde işte...
- futbolcu mu hocu bunlar, off senin yüzünden hep, bak ne hallere düştük...
+ abi bir sus, gözünü seveyim sus!
- ne susu hocu, ne işim var benim çanakkale-antalya otobüsünde, bir de hiç tanımadığım kızlarla, hırlı mıdır, hırsız mıdır...
+ nasıl çanakkale ya, ne çanakkale'si, çanakkale'ye mi gidiyoruz şimdi?
- hayır hocu son söylenene gidilir.
+ abi antalya sıcaktır ama şimdi ya, offf...
- hocu cidden elimde kalacaksın, ne işimiz var bizim antalya'da?

kavgamız devam ederken, gülerek muavin geldi, sırtıma vurarak "ayıldınız mı gençler?" dedi, "hocu nereye gidiyor bu otobüs?", "merak etmeyin" dedi, "sizi ankara'ya bırakacağız", içim rahatladı, muavin otobüste yaptığımız saçmalıkları ve bizi uyutmak için epeyce uğraştığını anlattı, en son "kamil abinizi arayıp şikayet edeceğim!" diye tehdit ettiğinde sakinleşip uyumuştuk anlattığı kadarıyla.

bir sigara daha yaktım, yıllar önce arkadaş olarak seçtiğim okky'e baktım, anlamsız gözlerle yoldan geçen arabalara bakıyordu, bugüne kadar başımıza gelen tüm saçma şeylerde onu suçlamıştım, ama galiba ben de pek hayırlı bir adam değildim, hem oturup eve bunalacağıma, anlatacağım bir anım olmuştu, 2 saat önce kamil abi'ye beslediğim duyguları okky'e beslediğimi farkettim, zor durumda arayabileceğiniz birinin olması güzeldi. "pşşt" dedim, kafasını çevirdi:

- hocu kızlar ne olucak?
+ bilmem.
- biz nolucaz peki?
+ onu hiç bilmem.
- sivrihisar'da ne biçim yermiş hocu?
+ abi yol burası, şehir değil ki.
- aferin len denedim seni.
+ ehe ehe
- ehe ehe

-fin-  
profil foto

ekspermental

14 Kas 2011 01:31

Mesaj Gönder

bu saatte okunmaaazz  
profil foto

Feyzaa

14 Kas 2011 01:37

Mesaj Gönder

yok artik  
profil foto

LastMinuteMan

14 Kas 2011 01:37

Mesaj Gönder

çok boş vaktim vardı galiba bugün... uzun olmuş biraz haklısınız : )  
profil foto

ekspermental

14 Kas 2011 01:38

Mesaj Gönder

özet geç  
profil foto

TUNC CVK

14 Kas 2011 01:41

Mesaj Gönder

roman gibi  
profil foto

Cingen

14 Kas 2011 01:52

Mesaj Gönder

ben de geçen gün pizza söyledim işte yedim falan
bi gün de tuvalete gittim sıçtım
bi gün de seviştim  
profil foto

m e t o

14 Kas 2011 01:59

Mesaj Gönder

kamil koç sucks  
profil foto

Mr AKIN

14 Kas 2011 02:00

Mesaj Gönder

okumalı da çok canım sıkkın veremem şimdi kafamı...
aslında ben kafamı versem birine, artık onun kafası olsa ben kafasız kalsam gerçekten...

çok şık bir hareket olabilirdi...  
profil foto

Gentleman Jack

14 Kas 2011 02:03

Mesaj Gönder

anlamadim mi
okumadim mi  
profil foto

aaabenkimim

14 Kas 2011 02:17

Mesaj Gönder

hocu ne ak Neutral  
profil foto

boondock saint

14 Kas 2011 02:22

Mesaj Gönder

m e t o demiş ki:
ben de geçen gün pizza söyledim işte yedim falan
bi gün de tuvalete gittim sıçtım
bi gün de seviştim
Kahkaha  
profil foto

boondock saint

14 Kas 2011 02:23

Mesaj Gönder

araları fln güsel yazıyosun da bu karşılıklı konuşmalar çok yalandan. böyle bi diyalog şekli mi var.  
profil foto

Emreciksin

14 Kas 2011 02:47

Mesaj Gönder

hocu ya
yarappim nedir hocu?
onuda gectim
hocu nedir aga?  
profil foto

manevra

14 Kas 2011 05:19

Mesaj Gönder

anathema'dan sonrasını okuyamadım.
2004 hayalkahvesi...  
 

Epiphania

14 Kas 2011 09:27

Mesaj Gönder




Sayfa:  1 2   Sonraki