:::::::::necip fazıl kısakürek:::::::::

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  :::::::::necip fazıl kısakürek:::::::::
 
iddia etmek sorun değilse o zaman senin hakkında pek çok iddiada bulunmanın sakıncası olmaz değil mi ?  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:19

Mesaj Gönder

sakarya türküsü

insan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
bir yanda akan benim, öbür yanda sakarya.
su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
fakat sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
hey sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
sırtına sakaryanın, türk tarihi vurulur.
eyvah, eyvah, sakaryam, sana mı düştü bu yük?
bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..

ne ağır imtihandır, başındaki, sakarya!
binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
şimdi dövün sakarya, dövünmek vakti bu ân;
kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
hani yunus emre ki, kıyında geziyordu;
hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
nerede kardeşlerin, cömert nil, yeşil tuna;
giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
bulur mu deli rüzgâr o sedayı: allah bir!
bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
sakarya, kandillere katran döktü geceler.

vicdan azabına eş, kayna kayna sakarya,
öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

insan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
sakarya; sâf çocuğu, mâsum anadolu'nun,
divanesi ikimiz kaldık allah yolunun!
sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
sen kıvrıl, ben gideyim, son peygamber kılavuz!

yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, sakarya!..  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:30

Mesaj Gönder

nöbet sende diye aldanma sakın,
zannetme bakidir devranın senin!
bir gün bizim köye yolun düşerse,
boynuna asılır fermanın senin!

kanlı bir sofraya geçtin oturdun,
haksızı korudun, haklıyı vurdun,
çınar ağacına yosun tutturdun
dikenlerle dolu vatanın senin!..

milletin başına vurdun tokmakla,
binbir çorap ördün altı parmakla,
tanrı sensin diye taşa tapmakla,
karardı namusun, vicdanın senin!..

baba ocağına arka çevirdin,
bin dört yüz senelik taşı devirdin,
ayakdakileri başa geçirdin,
bu mudur terazin, evzanın senin?  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:32

Mesaj Gönder

çile

gaiblerden bir ses geldi: bu adam
gezdirsin boşluğu ense kökünde!
ve uçtu tepemden birden bire dam.
gök devrildi, künde üstüne künde...

pencereye koştum: kızıl kıyamet!
dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
ok çekti yukardan, üstüme avcı.

ateşten zehrini tattım bu okun,
bir anda kül etti can elmasımı.
sanki burnum değdi burnuna (yok)un,
kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

bir bardak su gibi çalkandı dünya;
söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
al sana hakikat, al sana rüya!
işte akıllılık, işte sarhoşluk!

ensemin örsünde bir demir balyoz,
kapandım yatağa son çare diye.
bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
yepyeni bir dünya etti hediye.

bu nasıl bir dünya, hikâyesi zor;
mekânı bir satıh, zamanı vehim.
bütün bir kainat muşamba dekor,
bütün bir insanlık yalana teslim.

nesin sen, hakikat olsan da çekil!
yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
otursun yerine bende her şekil;
vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:33

Mesaj Gönder

ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
onu istanbul diye toprağa kondurmuşlar..  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:34

Mesaj Gönder

bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
içeride bir has oda, yeri samur döşeli;
bu odadan gelsin diye cağrılmadan geçilmez.
eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.
varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?
aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.
kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi;
usta kaptan klavuza varılmadan geçilmez.
ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhava;
yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.
geçitlerin, kilitlerin yalnız o'nda şifresi;
işte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:35

Mesaj Gönder

bugün ağla çocuğum,yarın ağlayamazsın !
şimdi anladığını,sonra anlayamazsın !  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:37

Mesaj Gönder

hep nefs çıkar karşıma,ölüp ölüp dirilsem;
insandan kaçmak kolay; kendimden kaçabilsem..  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:38

Mesaj Gönder

her ağızda,her telde,fanilik dırıltısı
sonunda tek bir şarkı,tabutun gıcırtısı...  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:39

Mesaj Gönder

fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür;
biz akıl tutsağıyız,çocuktur ki asıl hür...  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:40

Mesaj Gönder

insanda yok ise 'edep' neylesin medrese, mektep!
okusa alim olsa yine merkep, yine merkep..  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:44

Mesaj Gönder

diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
heybem hayat dolu, deste ve yumak.
sen, bütün dalların birleştiği kök;
biricik meselem, sonsuza varmak...  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:44

Mesaj Gönder

anlamak yok çocuğum,
anlar gibi olmak var
akıl için son tavır,
saçlarını yolmak var.  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:45

Mesaj Gönder

sözlerimin dostusunuz , çilemin yabancısı ...  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 20:46

Mesaj Gönder

siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu?
kıymetli malı olanlar bağırmaz.
domatesçi, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz.
eskici bağırır ama antikacı bağırmaz.
insan bağırırken düşünemez. düşünemeyenler ise hep kavga içindedir.
popçular, rockçular boğazlarını patlatana kadar bağırıp duruyor.
ama dede efendi'yi okuyanlar bağırmıyor.  
fotoğrafı yok

MeTaSTaTiC

05 Oca 2011 21:29

Mesaj Gönder




Sayfa:   Önceki  1 2 3 4 5 6 7 8   Sonraki