okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..
 
her kim yalnız bir hayat yaşar ve yine de ara sıra kendini bir yere ait hissetmek isterse,
her kim günün bir saatinin,havanın,iş durumunun vb.şeylerin değişikliklerine göre ne pahasına olursa olsun aniden,
tutunabileceği bir el görme arzusu duyarsa,sokağa bakan bir pencere olmadan uzun süre yapamaz.

ve eğer o, hiçbir şey arzu etmeyen bir halde yalnızca penceresinin pervazına giderse,
bir ahaliye, bir gökyüzüne ve yine ahaliye doğru çevirdiği gözleriyle dışarıya bakmak istemeyen ve kafasını biraz yukarıda tutan bezgin bir adam da olsa,
bütün bunlara rağmen aşağaıdaki atlar,onu yük arabalarının ve karmaşanın silsilesine ve böylece
sonunda insanoğluna has ahenge doğru çekecektir  

gandhi

07 Ara 2016 14:48

Mesaj Gönder

men have called me mad; but the question is not yet settled, whether madness is or is not the loftiest intelligence
– whether much that is glorious– whether all that is profound– does not spring from disease of thought
– from moods of mind exalted at the expense of the general intellect

yet mad i am not...and very surely do i not dream

poe  

gandhi

15 Ara 2016 22:25

Mesaj Gönder

şu iki düşünceden yola çıkmak:

1) insan, insanın vazgeçemediği bir tamlıktır
2) her türlü umudu yitirmek gerekiyor. ahlak, umudun (gelecekteki yaşam, insanın eksiksizliği vb.) durduğu yerde başlar.

insan, yaşamından tümüyle sorumludur / tuhaf savaşın güncesi  

gandhi

29 Ara 2016 15:42

Mesaj Gönder

"yolun başında müptalaydık yolun sonunda müptezel "
emrah serbes  

TobaccosXx

01 Oca 2017 23:21

Mesaj Gönder

on yedinci asrın nihayetine doğru ingiltere'de, tenha bir bahçenin sessiz bir köşesinde münferit bir elma ağacı vardı.
bir gün bu ağacın altında dalgın ve mütefekkir bir adam yatıyordu. ağacın üstünden bu adamın ayaklarına bir elma düştü.
ömer seyfettin - harem  

gandhi

30 Oca 2017 21:37

Mesaj Gönder

"dedenin sesi içe işleyiciydi. bin yıl öteden gelir, bin yıl ileriye gider gibiydi.

yemen'den öte bir yerde düldül hala savaştadır. ali daha savaştadır. kafdağının arkasında köroğlunun kıratı, dostluk için, yiğitlik, doğruluk için, zulme karşı bilcümle kötülüklere karşı savaştadır. alagözlü dedem pir sultan, yedi derya ötesinde zulme karşı savaştadır. cümle kırklar, yediler, iyi kimseler zulme karşı savaştadır, diyordu. dünya kurulduğundan bu yana güzel dünya savaştadır, kötü dünyaya karşı, çirkin dünyaya karşı. her gün başka bir gün doğuyor, her gün yeni yıldızlar döşeniyor gökyüzüne, diyordu dursun dede. her doğan gün, her gece gökyüzüne döşenen yıldızlar savaştadır. her sabah yeni çiçekler açıyor, dünkünden daha güzel, diyordu dursun dede, yeni bebeler doğuyor, her gün, her gün yeniden, eskisinden daha sağlıklı. dünya her gün, her gün, her gün güneş doğarken deri değiştiriyor, yepyeni terütaze oluyor. insan, her insan, eğer insansa her gün, her gün tanyerleri ışırken yeniden doğuyor. toprağa düşen her tohum, toprağı yaran her filiz yenidir. gökyüzü her ışıyışında yeniden kuruluyor, dünya yeniden kuruluyor her tan atışında, tohum yepyeni uçuyor, su yepyeni akıyor, ışık yepyeni akıyor. insan yüreği yepyeni yepyeni atıyor. çiçek sevgiye duruyor, yürek sevgiye duruyor, şırlayıp gelen ışık sevgiye duruyor. ölüm yok, diyordu dursun dede... insana ölüm yok. insan muhabbete, insan sevgiye doğuyor. insan sevgiye doğmuyorsa insan olamazdı, o zaman ölürdü işte... insan insana doğuyor.

dursun dede sazını göğsüne çekmiş, gözlerini kapamış söylüyor uğunuyordu. yüzünde tatlılık, sevgi, yumuşaklık, cennetin ortasında oturur gibi, bir tadın, bir inancın rahatlığında. dünyayı tanrı yedi günde yaratmadı, bir göz açıp kapayıncaya kadarki sürede yarattı. o çakan sevgidir işte. evreni sevgi yarattı, toprağı gökyüzünü sevgi yarattı, onun içindir ki evren böylesine sonsuz, toprak bu kadar zengin, yaratıcı, gökyüzü böylesine ışık kaynağı. insanı sevgi yarattı, onun içindir ki insan bu kadar yaratıcı, böylesine güzel, diyordu dursun dede.

insan güzel olacak, diyordu dursun dede. insan her gün biraz daha sevgi dolu, biraz daha mutlu, biraz daha zulme karşı, kötülüklere karşı bilenerek doğacak, çünkü onu sevgi yarattı.

..."

yaşar kemal - ince memed  

gandhi

04 Şub 2017 10:53

Mesaj Gönder

"beynimdeki tek soru, gözlerimi açtığımdan beri 'neden böyle bir yaratık haline geldim?' sorusuydu. zaten hepimiz kendimizi sorduğumuz sorulara göre belirleriz. tercihlerimiz sorularımızdan gelir... 'nasıl?' sorusunu soranlar gerçek hayatın gerçek uğraşların en iyi öğrenenleridir. bilimle, sanatla, dünyayı 'dünya' yapan her branşla ilgilenirler... 'kim?' ya da 'ne?' ile başlayan sorular ise fail arayan, yaratıcı, yok edici kişi ya da olay araştıran insanların hayatlarını çizer... ve en sonunda, sorularına 'neden?' sözcüğüyle başlayanlar gelir. sonunda diyorum çünkü aralarında kronolojik bir sıralama olduğu gerçektir. insan önce hayatta kalmış sonra inanmış ve en son reddetmiştir. 'neden?' sorusu ne hayatı ne de yaratıcıyı merak eder. merak ettiği tek konu kendisidir. ve kendisiyle o kadar ilgilidir ki, soruyu soran kişi içinde iyiliğe yatkın birçok özellik barındırmasına rağmen yakın çevresine, sırf 'kendisi' olduğu için acı çektirecek kadar bencildir. filozoftur. düşünür. nedenleri merak eder. elinden geldiğince de erişir. ama tek sorun, elilndeki nedenlerle ne yapacağını bilmemesidir. nasıl'ı soran bildiklerini kullanarak hayatını kazanır. kim'i soran tanrısını bulur ve tapar. neden'i soran ise nedenleri bulur, bir süre savunur sonra unutur. başka nedenler bulur, onları da savunur ve sonra unutur. ve böyle gider... ancak 'neden?' sorusunu soranlar içinde bir azınlık, buldukları ilk nedene takılıp kalır. onda ısrar eder. değiştiremez, unutamaz. ve bütün insanlık ilerlerken o azınlığın mensupları sabit kalır. ya yok olurlar ya da bütün dünyayı ve barındırdığı farklı nedenleri reddederek yaşarlar... ben kayra, bu noktadayım. tek bir varlık kaldı reddini gerçekleştiremediğim. o da kendim."  

goshenit

04 Şub 2017 16:32

Mesaj Gönder

hic bir yere ait olmayanlari iyi tanirim, her yere aitmis gibi davranirlar.  

goshenit

04 Şub 2017 16:48

Mesaj Gönder

hayatimi diktiler, oysa yirtmak icin cok ugrasmistim.  

goshenit

04 Şub 2017 16:49

Mesaj Gönder

ihsan şenocak hocamızın ezber bozan cuma hutbelerinden belli kesitleri not alıyorum. onlardan paylaşayım..  

Emreciksin

26 Şub 2017 00:11

Mesaj Gönder

"mesele, bildiğiniz gibi değil!" başlıklı hutbeden..

yermük muharebesinde ebû cehm (r.a.); ben bi kırba suyumla amcamın oğlunu arıyordum, nerde? acaba şurda şüheda arasında? eğer onu sağ bulursam, belki şu bir kırba suya muhtaçtır, ona veririm. belki içer, belki onunla abdest alır, belki kanlarını yıkar diye dolaşıyordum. amcamın oğlunu gördüm, yanına yaklaştım; "su içer misin? su takdim edeyim." konuşmaya mecali yoktu, sadece eliyle işaret edebildi, "su" diyordu, istiyordu. arkada peygamberin (s.a.s.) öğrencilerinden başka birisi, o da su diye inliyodu ki amcamın oğlu, tam suyu dudaklarına damlatıyordum, arkada su diye inleyeni görünce onu işaret etti, "ona git" dedi. ona gittim, dedim ki "sen alır mısın?" tam ona veriyodum ki, arkadan o da su diye inleyen birini işitti. onu işaret etti. 3.ye vardığımda vefat etmişti. 2.ye döndüm o da hakk'a yürümüştü. amcamın oğluna geldim, o da şehit olmuştu.

çünkü onlar medine'de peygamberden; (s.a.s.) (duymuşlardı..)

"..ve yu’sirûne alâ enfusihim ve lev kâne bihim hasâsatun.." -59/9- (..ve kendilerinde ihtiyaç/fakirlik bulunsa da (yemeyip yedirerek, giymeyip giydirerek) onları kendi nefislerine karşı tercih etmektedirler..)

onlar aç kaldıkları o en zor anlarda da kardeşlerini tercih edeceklerdi. bir damla suya çok muhtaçtılar. dudakları kurumuştu. kanlar içerisindeydiler. ama arkadan birisi "su" diyordu. peygamber (s.a.s.) onlara kur'an-ı hakim'i, bununla amel edeceksiniz diye okuyordu. şimdi arkadan biri "su" diye inlerken;

"..ve yu’sirûne alâ enfusihim ve lev kâne bihim hasâsatun.."

bu ayet, şimdi benimle amel eder misin diyordu onlara. arkayı işaret ediyorlardı. zor durumdaydılar, ama biliyorlardı ki;

"..lâ tedrî leallallâhe yühdisü ba’de zâlike emrâ.." -65/1- (..bilemezsin; işte olur ki allâh bunun ardından farklı bir iş meydana getirir..)

belki o suyu alsalar, içseler, allah tealâ katında şehit değil de, sağlıklı bir adam muamelesi görecekler. şehadetleri yaralanacak. suyu almadılar. cennetin kapıları açıldı. yermük'ten cennete taşındılar. allah azze ve celle, peygamberin (s.a.s.) huzurunda cennette onlara cennetin şarabından ikram edecekti..

"..lâ tedrî leallallâhe yühdisü ba’de zâlike emrâ.."

bilmiyosun ki.. şu duvarın arkasında ne var..

 

Emreciksin

26 Şub 2017 00:52

Mesaj Gönder




Sayfa:   Önceki  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52