okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..
 
kim bilir kaç kez mükemmel nedenlere dayanan feci kararlar almışımdır! veya tam aksine , sağduyuyu hiçe sayan gerekçeler en güzel kararların yolunu açmıştır.

amin maalouf * doğu'dan uzakta  

dudaklarim kilitli

28 Kas 2012 16:01

Mesaj Gönder

anırsam kitapların nirvanasındayım ..

100 sayfada altını çizdiğim konu başlıklarım ;

vatan , siyaset , talepkarlık , aldatmak, hayali gerçekleştirmek, gelecek * kör nokta!


ders çalışır gibi altını çiziyorum cümlelerin ...


kısaca

amin maalouf - doğudan uzakta

kitabının tümünün altını çiziyorum sevdiğim satır ilan ediyorum ..  

dudaklarim kilitli

28 Kas 2012 20:06

Mesaj Gönder

''az, dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z. sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var. o alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüz binlerce..' hakan günday - az  

Gukei

05 Ara 2012 15:12

Mesaj Gönder

"çoğu robert kolej ya da boğaziçi üniversitesi çıkışlıydı, gene çoğunun ilk gençlikleri birlikte geçmişti, anadolu hisarı, arnavutköy, bebek, baltalimanı civarında oturur, her yere beraber gider, aynı kitapları okur, aynı şeylerden hoşlanır, tatile birlikte çıkarlardı, içlerinden biriyle konuştuğunuzda hepsiyle birden konuşmuş gibi olurdunuz, biriyle tartıştığınızda nedense diğerleri de size karşı tavır alırdı. aradığınızda onları bulacağınız yerler belliydi. çoğunlukla, hisar kahvesi’nde oturur, dünyadaki her şeyden ilkin onların haberi olur, sık sık kitap, plak değiş-tokuşunda bulunur, genellikle anlaşmaktan çok, özellikle bir sonuca bağlanmamaya çalışan uzun ve yorucu tartışmalar yaparlardı ve gördüğüm kadarıyla, sırayla depresyona girerlerdi; biri çıkmadan, diğerinin depresyonu asla başlamazdı. bu konuda birbirlerinin bunalımlarına çok saygılıydılar. hepsi gerçekten yetenekli akıllı çocuklar olmakla birlikte, zamanla yalnızca kendi anladıkları bir dille konuşan modern ve entelektüel bir tarikata, herkesi dışarıda bırakan sevimsiz bir “klan”a dönüşmüşlerdi."

(murathan mungan – yüksek topuklar 158-159.)  

siyanurlu palyaco

05 Ara 2012 18:06

Mesaj Gönder

aşıklara haber vermek isterim: kalbin tüm meseleleri yalnız kalpte halledilir, çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. ümitsiz bir aşkın panzehiri ise nefrettir..  

tecrubeyle sabit

17 Ara 2012 23:19

Mesaj Gönder

seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım. bütün okuduklarımı düşündüklerimi hissettiklerimi anlatmalıyım onların senin gözlerindeki yansımalarını bilmeliyim hayır hepsini yeni baştan okumalıyım düşünmeliyim senden önce ve senden sonra bütün bunlar ne ifade etmiş ne ifade ediyor bilmeliyim. senin masallarını yaşamak istiyorum. başka anlamları olsaydı sözlerimin başka anlamlara uygun kelimeler bulurdum. seni tanımadan önce hiç koku almazdım. yaşamakta geç kaldım. benim gibi okusaydınız kirli sokakları yosunlu duvarları çarpık taşlı binaları severdiniz tanışmadan severdiniz insanları onları birbirine benzemedikleri halde bir yanlarıyla derinde bir yerde aynı olduklarını görürdünüz beni dinlemeyeceksiniz biliyorum beni unutacaksınız. beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma. ben başka türlü olmak istiyordum size çok ilginç geldiğim bu durumumu değiştirmek bambaşka insan olmak istiyordum fakat kendimi başka türlü yapmak elimden gelmedi beceremedim. hiçbir şey söylemeden susarsam sanki neyi anlatamadığım anlaşılacak. başkasında günahları affetmek kolay ilk anda ne kadar acı gelirse gelsin başkalarının yaşattığı ıstırapları unutuyoruz. seni de üzeceğim hayaletler beni daima rahatsız edecek seni istediğim gibi dinleyemeyeceğim daima aklım bir çalıya takılacak huzursuzluğum beni gölge gibi takip edecek bu yükü taşıyamazsın boşuna çırpınma senin gibi bir insanla yaşamayı ilk düşündüğüm zaman görseydim seni belki başka türlü olurdu oysa o zamandan beri o kadar karanlıklar yığıldı ki istesem de atamıyorum yaşamak artık beni yoruyor. yaşamak aynı zamanda yaşamış olduklarını hatırlamak demektir hatırladıkça bunalıyorum. beni arayıp bulmalıydın bu kadar geç kalmamalıydın. gözlerinde göremiyorum kendimi artık kendimi seyretmekten de hoşlanmıyorum aynalarda vitrinlerde su birikintilerinde görmek istemiyorum. daha fazla incinmemek için duygusuzluk ve alay kabuğunun içinde korunmaya çalıştı. öyle acılaşıyordu ki ona artık kimse dayanamasın kimse yüzünü görmek istemesin diye bilerek eziyet ediyordu. acıklı sözler benim üzerimdeki etkisini kaybetti fakat seni etkileyecektir bunu düşünmeliyim her şeyi iyi hesap etmek zorunda olduğum için özür dilerim fakat düzeltmek imkanım kalmayacağı için buna mecburum yıllardır hayalimde bu mektubu yazacağım insanın beni kurtarmasını yaşadım. ne yazık ki insan ölmek üzere olduğu anda bile hayal gücünün eksikliğinden olacak yeteri kadar kötülük edemiyor. kelime oyunu gibi bir şey olarak kalmak isterim.  

tecrubeyle sabit

08 Oca 2013 00:06

Mesaj Gönder

"çaresizliğin en amansız olduğu yerdeyim şimdi." ümit yağar oğuzcan - hüzün şarkıları  

simerazzi

08 Oca 2013 10:10

Mesaj Gönder

müslüman olduğunuzu varsayarak söylüyorum:allahsızlık allah'a mahsustur.insanın kaybetmekten korktuğu bir tanrısı ancak tanrı'nın tükenmeyen insanları vardır.dolayısıyla sorgulanması gereken tanrı'ya atfedilen niteliklerdir.tanrı'nın varlığı yerine iyiliği ya da kötülüğü hakkında kuşkuya düşmek gerekir.unutmamak gerekir ki allah'ın dediğinin olduğu bir dünyada yaşıyor ve her saniye ölen bebeklere tanıklık ediyoruz.üzerinde düşünülmesi gereken iki soru var:birincisi:günümüz dünyası kimin eseridir?insanın mı,tanrı'nın mı?ikincisi:insanlığın mutsuzluğu,kutsal bir gereklilik midir?yanıtlarını düşünmeye cesaret etmek,insanın kendine doğru atacağı ilk adım olacaktır.
hiç bir insan tanrı'nın iyi olduğuna inanmak zorunda değildi.  
fotoğrafı yok

sui generis

11 Oca 2013 21:31

Mesaj Gönder

hiç bir şey geçmeyecek baba. kimse kurtulmayacak. çünkü tanrı'nın tanrı'sı yok. biz ona inanıyoruz ama o hiç bir şeye inanmıyor. belki de tek gerçek tanrı'sız, tanrı'nın kendisi. tanrısızlık, tanrı'ya mahsus. bu yüzden kurallarda asalet ve adalet arama. çünkü tanrı, ne asil, ne de adil olmak zorunda.  

tecrubeyle sabit

11 Oca 2013 21:44

Mesaj Gönder

"herşeyi fazla özetlerim" dedi roger."boktan biri olmamın nedenlerinden biri de budur."  

tecrubeyle sabit

12 Oca 2013 16:39

Mesaj Gönder

"insan olmanın uğultusu"  

socraticirony

13 Oca 2013 02:26

Mesaj Gönder

feyzi düşündüğü, düşlediği her yerde, her sözcüğün kapısında, kaplumbağanın kabuğu gibi bahçeyi sırtına oturmuş bulmaktan sıyrılmak için türlü hileler biriktirmişti, hile olduğunu bilinçliyemeden.
bunlardan biri, annesinden mühürlü dayaklar yerken, duyduğu acıyı olduğundan daha çok göstermekti. ne var ki bunu yapmak acıyı kafasında abartmakla olanaklaşıyordu ki bu da kendine pahalıya oturuyor, dayağın etkinliğini gerçekten artırıyordu.
ikinci hile türü, kendi kendine düşündüğünü kendinden gizlemekti. o da çok yorucu oluyordu, sürekli bir uyanıklık gerektirdiğinden. unuttum saydığı bir şeyi, fırsatçı belleği karşısına çıkartıveriyordu. bu bir çıkmaz oluyordu ve belleğin bahçeye kaptırılması.
en sağlamı, yapılan bir şeye görünürdeki anlamından değişik, onun tam tersi bir amaç aşılamaktı. bu güç ama iyi oynanırsa, zindanların aldatılmasına yarayacak bir oyundu. boğulan bir kişinin dalgıçlığı kafasına koyması gibi. feyzi giderek bu iki yanlı yaşantının piri kesildi. örneğin, dikenli kabuklarını soyup avucunun içinde sıktığı ya da tokuşturduğu, havaya atıp yakaladığı, yerde bilya gibi yuvarladığı atkestaneleri, göründükleri gibi değildi.
mavi gözlerdi bunlar.

feyyaz kayacan / çocuktaki bahçe  

noisen

14 Oca 2013 00:21

Mesaj Gönder

nerede tükettin ömrünü? bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet - geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. iz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?  

tecrubeyle sabit

19 Oca 2013 00:16

Mesaj Gönder

tanrı varsa ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum,insan aklının sınırları olduğunu da bilir.yoksulluğu , haksızlığı,açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? mutlaka çok iyi niyetlerle girmiştir bu işe, ama sonuçları bir felaket. tanrı varsa ,bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizleri burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir...  

tecrubeyle sabit

20 Oca 2013 22:11

Mesaj Gönder

" marie ordaydı bana bakıyordu. benim için bu kadar çok şey yapan birine böylesine hainlik yapmayı sürdürebilir miydim ?kendimi rahatsız hissetmeye başladım , ama ona herşeyi anlatamazdım ,ta ki.. ta ki hissettiklerimi anlatacak dolaylı bir yol buluncaya kadar.
'marie , farz et ki, iki itfaiyeci küçük bir yangını söndürmek için ormana girdiler. sonra işlerini bitirip bir nehir kenarına vardıklarında birinin yüzü tümüyle siyaha bulanmışken diğerinin yüzü tertemizdir. sorum şu : bu ikisinden hangisi yüzünü yıkayacaktır?'
'aptalca bir soru bu . elbette yüzü kirli olan.'
' hayır yüzü kirli olan diğerine bakacak ve kendi yüzünün de onunki gibi olduğunu sanacak. ve tersine yüzü temiz olan da yüzü kir içinde olan meslektaşını görüp kendi kendine : bende kirlenmiş olmalıyım. en iyisi yıkanayım diyecektir.'
'ne anlatmaya çalışıyorsun?'
'demek istiyorum ki hastanede geçirdiğim süre içinde sevdiğim kadınlarda hep kendimi aradığımı anladım. onların sevgi dolu , tertemiz yüzlerine bakıyor ve o yüzlerde kendi yüzümün yansımasını görüyordum. onlar diğer yandan bana bakıyorlar ve yüzümdeki kiri görüyorlardı; ne kadar akıllı ya da ne kadar özgüvenli olurlarsa olsunlar , kendi yansımalarını bende görmeyi bırakıp olduklarından çok daha kötü olduklarını düşündüler. lütfen bunun sana olmasına izin verme."
zahir  

schrodingerin kedisi

21 Oca 2013 23:50

Mesaj Gönder




Sayfa:   Önceki  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52   Sonraki