okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..
 
" bu gelişmenin boyutunu açıklamak bakımından en büyük entegre devre üreticilerinden intel'in kurucularından gordon moore'un şu sözleri çok çarpıcıdır ;

" eğer otomotiv endüstrisi de yarı iletkenler endüstrisinin gelişmesine benzer bir gelişme kaydetseydi rolls royce bir galon (yaklaşık 4 litre) yakıtla yarım milyon mil ( yaklaşık sekiz 100 bin km) gidebilir ve fırlatıp atmak da park etmekten daha ucuz olurdu "

Cool Kahkaha  

dudaklarim kilitli

29 Kas 2011 01:38

Mesaj Gönder

" bu işler satranç oynamaya benzemez " dedi.

üç el silah sesi duydum..

kafama sıkmış olmalıydı ..




derviş şentekil - 5 parasızdım ve kadın çok güzeldi.  

dudaklarim kilitli

06 Ara 2011 18:30

Mesaj Gönder

onların dualarının, gözyaşlarının boşa gitmesi mümkün mü ? kutsal, vefalı bir sevginin, fedakar bir sevginin sonsuz bir gücü olmaması mümkün mü ?

bir mezarda olan yürek ne kadar ihtiraslı, ne kadar günah işlemiş, ne kadar isyancı olursa olsun, üstünde biten çiçekler bize masum gözleriyle sakin sakin bakarlar.

bu çiçekler bize, yalnız sonsuz huzuru anlatmaz, onlar bize aynı zamanda o sonsuz barışı, ölümsüz bir hayatı anlatırlar.  

Emreciksin

09 Ara 2011 20:11

Mesaj Gönder

" inanmak , insanın en ince ve en keskin ayrımları temsil eden sınırda hareket etmesi demekti. buna mukabil , teslimiyette , iradenin forsunu aşan 1 imkan vardı ki , onu ancak terbiyeden sonra gelen olgunluk sayesinde kavrayabilirdik ...

insan , kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı , ister istemez üstünü de çiziyor. samimiyet , mahremiyetle mukayyet olsa gerek ... "


murat menteş - korkma ben varım  

dudaklarim kilitli

10 Ara 2011 14:23

Mesaj Gönder

adamın biri devesini kaybetmiş . deveyi ararken yüksek düzeyde anlayış yeteneğine sahip 3 dervişe rast gelmiş.

" devemi kaybettim. " demiş dervişlere . " onu gördünüz mü ? " dervişlerin ilki " 1 gözü kör müyd devenin ?" diye sormuş.

adam sevinçle " evet " diyerek cevaplamış soruyu. 2. dervişin " ön dişlerinden biri eksik miydi ? " sorusu karşısında devesini kaybeden adam heycanlanarak " evet! evet ! " demiş..

dervişlerden üçüncüsü " bir ayağı topal mıydı ? " diye sorar sormaz , adam " evet, evet ! evet! " cevabını yapıştırmış.

" o halde " diye konuşmuş dervişler.. " sen deveni bizim geçtiğimiz güzergah üzerinde ararsan iyi edersin , onu bu yolda bulma ümidi vardır. "

kayıp devesinin peşine düşen adam bu üç dervişin kendi devesini görmüş olduklarına kanaat getirmiş ve alelacele dervişlerin geldiği istikamete koşturmuş.


bulamamış adam aradığı yerlerde devesini ve ne yapması gerektiğini yine dervişlerden öğrenmek isteğiyle bu kez dervişlerin peşi sıra gitmiş. anlayış sahibi 3 ermişe akşamüzeri istirahat menzilinde yetişmiş.

" devenin 1 yanında bal , öbür yanında mısır mı yüklüydü ? " demiş 1.si..

adam " evet! " demiş ... " hamile 1 kadın mı biniyor senin devene ? " demiş ikincisi , yine "evet " demiş adam ...

" biz senin devenin nerede olduğunu bilmiyoruz " demiş üçüncü derviş.


bunun üzerine deveci , kaybettiği deveyi bu üç kişinin çaldıklarına kanaat getirmiş ve onları kadı karşısına çıkarıp başından geçenleri anlatarak dervişleri hırsızlıkla suçlamış. kadı devecinin ifadesini yerinde bularak üç ermişi , deveyi gasp etme suçundan hapse atmış.

kısa 1 süre sonra adam devesini arazide başıboş dolaşırken bulmuş ve dervişlerin salıverilmelerini temin maksadıyla mahkemeye başvurmuş. daha önce dervişlerin kendi durumlarını izah etmeleri için 1 fırsat tanımayı hiç aklına getirmemiş olan kadı , onlardan nasıl olup da deveyi hiç görmedikleri halde deve hakkında bu kadar çok şey biliyor olduklarını açıklamalarını istemiş.


dervişler yolda devenin ayak izlerini gördüklerini , izlerden birisinin silik oluşunun devenin 1 bacağının topal oluşuna delalet ettiğini , yolun yalnızca bir yakasında ot yemiş olmasının tek gözünün körlüğüne delil olabileceğini , ısırdığı yaprakları yırttığına göre ön dişlerinden birinin eksik olduğunun anlaşıldığını söylemişler.


" arılar ve karıncalar yolun 2 kenarında birşeylere üşüşmüşlerdi. bunların bal ve mısır olduğunu gördük. 1 konaklama yerinde çalılara takılmış uzun insan saçı gördük.. devenin üstündeki kadındı. yerde el ayası izi vardı ancak doğumu yakın hamile 1 kadın elini yere dayayıp otururudu. "


" bütün bunlasrı hırsızlıkla suçlandığınız zaman kendinizi temize çıkarmak için neden söylemediniz ? "

" çünkü devecinin devesini aramaktan vazgeçmeyeceğini ve onu çabucak bulabileceğini göz önüne aldık. keşfettiği gerçeği ahlaki 1 olgunluk perçinleyecekti. bizim salıverilmemiz için harekete geçerek gönül yüceliğininin , sorumluluk hissine sahip olmanın zevkini tadacaktı.

hadisenin göründüğünden farklı cereyan ettiğini gören kadı ise gözünde mantık yollarına güvenerek kestirmeden hükme varmanın değerinin düştüğünü görecek ve bir arayışa koyulmayı takdir etmede daha üstün 1 konum sahibi olacaktı. kadı doğru hükme varmanın tevazuyla arayışa neler borçlu olduğunu görecekti. kendinde yargılamaya yetecek donatım olduğu zehabına kapılmanın gönül kırıklığını tadacak , birini suçlamadan veya 1 iddiaya sahip çıkmadan önce kendi ölçülerini tartmanın kaçınılmazlığını kabul edecekti "


" bizim geçirdiğimiz deneyler şunu gösterdi ki insan hakikati ararken 1 gücü , 1 yargılama gücünü kendinde hıfzettiği zehabına kapılmamalı. herkes kendi kaybettiğini kendi arasın. bu arayışta diğerleri sadedce arayanın neyi kaybettiğini hatırlatabilirler. bunu nimet bilmeli. senin noksanını tasvir edenler , senden birşey gasp etmiş olamaz .... "




murat menteş - korma ben varım ..

gerçekten okunası 1 hikaye Bravo  

dudaklarim kilitli

10 Ara 2011 14:38

Mesaj Gönder

"ona aşık olmak cehennemde çakmaklara gaz doldurmak gibi 1 şeydi ..."


murat menteş - korma ben varım ..  

dudaklarim kilitli

13 Ara 2011 11:32

Mesaj Gönder

ve açılır açılmaz dram başlar.''anlamaksızın'' bakmak ,cennet budur işte!! cehennem de, insanın anladığı,gereğinden fazla anladığı yer olacaktır...  
fotoğrafı yok

anakruz

14 Ara 2011 19:11

Mesaj Gönder

"being dead-dead means nonstop, twenty-four/seven, three hundred sixty-five days a year... forever."  

crstflln

16 Ara 2011 21:57

Mesaj Gönder

"leonardo da vinci "son akşam yemeği" isimli resmini yapmayı düşündüğünde
büyük bir güçlükle karşılaştı.

iyiyi isa'nın bedeninde, kötüyü de isa'nın arkadaşı olan ve son akşam
yemeğinde o'na ihanet etmeye karar veren yahuda'nın bedeninde tasvir etmek
zorundaydı.

resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini
aramaya başladı.

bir gün bir koronun verdiği konser sırasında korodokilerden birinin isa
tasvirine çok uyduğunu fark etti.

o'nu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız eskiz çizdi.aradan üç
yıl geçti...

"son akşam yemeği" neredeyse tamamlanmıştı,ancak vinci henüz yahuda için
kullanacağı modeli bulamamıştı.

leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için
ressamı sıkıştırmaya başladı...

günlerce aradıktan sonra leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam
buldu.

paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda
kaldırım kenarına yığılmıştı...

leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını
söyledi,zira artık eskiz çizecek zamanı kalmamıştı.

kiliseye varınca yardımcıları adamı ayağa diktiler.

zavallı başına gelenleri anlamamıştı.

leonardo adamın yüzünde görünen inançsızlığı,günahı,bencilliği resme
geçiriyordu...

ressam işini bitirdikten sonra sarhoşluğun etkisinden kurtulan berduş
gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.şaşkınlık ve hüzün dolu bir
sesle şöyle dedi:

"ben bu resmi daha önce gördüm"

"ne zaman?" diye sordu ressam...o da şaşırmıştı!

"üç yıl önce...elimde avucumda olanı kaybetmeden önce...o sıralarda bir
koroda şarkı söylüyordum,pek çok hayalim vardı,bir ressam beni isa'nın yüzü
için modellik yapmak üzere davet etmişti..."

iyi ve kötünün yüzü aynıdır...her şey insanın yoluna ne zaman çıkacağına
bağlıdır...."*


paulo coelho - şeytan ve genç kadın

Bravo  

dudaklarim kilitli

21 Ara 2011 12:39

Mesaj Gönder

"in hell you'd be foolish to count on people displaying high standards of honesty. the same goes for earth."  

crstflln

28 Ara 2011 07:59

Mesaj Gönder

“mısırlı kadınlar hz. yusuf’un güzelliği ile mest olup ellerini kestiler. ama benim efendimin güzelliğini görselerdi ellerini kestikleri bıçakları kalplerine saplarlardı da yine acı duymazlardı.”
- hz. ayşe

ömer tuğrul inançer
muhabbet peygamberi hz. muhammed (s.a.v.)  

Emreciksin

30 Ara 2011 20:27

Mesaj Gönder

pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir. her zaman. bunu hiç unutma meryem….seninle benim gibi kadınlara hayatta yalnızca bir, tek bir marifet gereklidir, o da zaten okulda öğretilmez. o da tahammül. sabretmek. katlanmak. sahip olduğumuz tek şey bu yeteneğimizdir…. bir erkeğin kalbi fesat, habir bir şeydir, meryem. bir ananın rahmine hiç benzemez. kanamaz, sana yer açmak için genişlemez.  

tadaaa

30 Ara 2011 22:02

Mesaj Gönder

cattleyaaaa demiş ki:
pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir. her zaman. bunu hiç unutma meryem….seninle benim gibi kadınlara hayatta yalnızca bir, tek bir marifet gereklidir, o da zaten okulda öğretilmez. o da tahammül. sabretmek. katlanmak. sahip olduğumuz tek şey bu yeteneğimizdir…. bir erkeğin kalbi fesat, habir bir şeydir, meryem. bir ananın rahmine hiç benzemez. kanamaz, sana yer açmak için genişlemez.

Wink  
fotoğrafı yok

vosvosperisi

31 Ara 2011 03:01

Mesaj Gönder

i enjoy slaughtering beasts and i think of my relatives constantly."  

juliangraves

31 Ara 2011 22:45

Mesaj Gönder

batı hafiflemek , doğu ağırlaşmak için içer...
zargana  

Sagir Sultan

01 Oca 2012 19:41

Mesaj Gönder




Sayfa:   Önceki  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52   Sonraki