okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..
 
"bir tek hümanist kadın yazar veya düşünür yoktur. çünkü kadınlar insanlığın en az yüzde ellisinin ne mal olduğunu çok iyi bilirler"

eemre yılmaz  

hey doc

31 Ağu 2010 02:42

Mesaj Gönder

“beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. iyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. ilgimi çekerler. küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. adı kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam.”

c.bukowski  

hey doc

31 Ağu 2010 02:44

Mesaj Gönder

yani, tanrı'nın olmadığı bir dünyada, anneler yeni tanrı değil midir ? kutsal ve tecavüz edilemez son mertebe. annelik dünyada kalan en mükemmel ve büyülü mucizelerin sonuncusu değil midir? ama erkekler için imkansız olan bir mucizedir bu.
erkekler doğum sırasında çekilen bütün şu acılar ve dökülen kan yüzünden doğurmadıklarına memnun olduklarını söylüyor olabilirler ama kedi erişemediği ciğere de mundar der. erkekler kadınların başardığı bu imkansıza yakın olayın uzağından bile geçemezler. beden gücü, soyut düşünceler, falluslar, erkeklerin sahip olduğu bu avantajlar aslında sadece semboliktir.
fallusla çivi bile çakılmaz.
zaten kadınlar iktidar bağımlılığını aşmış olarak doğarlar. hakların eşitliğinden ancak erkeklerin çocuk doğurabildiği gün bahsetmeye başlayabiliriz demenin tam zamanı.  

negatiVe creep

05 Eyl 2010 02:28

Mesaj Gönder

“arzu-bedenin eğilimlerinin bir bedeni,boş bir bedendir boşluk boşluğu yaralamaz.”

tibet'in ölüler kitabı  

CauseOfDeath

06 Eyl 2010 15:13

Mesaj Gönder

kitaptan ara ara alıntılardır ;

"him yelling, give me lust, baby.
flash.
give me malice.
flash.
give me detached existentialist ennui.
flash.
give me rampant intellectualism as a coping mechanism.
give me empathy.
then the flash of the strobe.
give me sympathy.
flash.
give me brutal honesty.
flash.
give me attention.
flash.
give me adoration.
flash.
give me a break.
flash.
give me pity.
flash.
give me another chance.
flash.
give me wonder, baby.
flash.
give me amazement.
flash.
give me tolerance.
flash.
give me understanding.
flash."

invisible monsters (görünmez canavarlar) , palahniuk.  

negatiVe creep

06 Eyl 2010 19:54

Mesaj Gönder

tercih edebilirsiniz. yaşa ya da öl.
her nefes alışınız bir tercihtir.
her dakika bir tercihtir.
kendinizi merdivenlerden aşağı atmadığınız her an, bu bir tercihtir.aracınızla kaza yapmadığınız her an, yeniden başlarsınız.  

negatiVe creep

07 Eyl 2010 10:05

Mesaj Gönder

"he wanted all to lie in an ecstasy of peace; i wanted all to sparkle and dance in a glorious jubilee. i said his heaven would be only half alive; and he said mine would be drunk: i said i should fall asleep in his; and he said he could not breathe in mine..."
uğultulu tepeler'den catherine'in bir sözü  
fotoğrafı yok

fairydustt

08 Eyl 2010 10:00

Mesaj Gönder

bir de trevanina'in şibumi kitabından şu satırlar 15 yaşımdan beri ulaşmak istediğim yaşam biçimini bana sağlamıştır:

"herhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak kullanıyorum. ya da bana öyle geliyor. anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası. bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. şöyle düşün, o kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. o kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok. o kadar gerçekçi ki, sahici olmasına gerek yok. şibumi demek bilgiden çok anlayış demek. ifade dolu bir sessizlik demek. kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek. sanatta şibumi zarif bir basitliği ifade eder. buna sabi denir. felsefedeyse kendini wabi olarak gösterir. byük bir ruhsal rahatlamadır ama pasiflik değildir. bir insanın kişiliğindeyse...nasıl söylemeli? hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? onun gibi birşey."  
fotoğrafı yok

fairydustt

08 Eyl 2010 10:03

Mesaj Gönder

hissetmemek bi meziyettir bazen, donmuş bileklerini kesemez insan.
hissetmemek bi eziyettir bazen, donmuş bileklerini kesemez insan.

elif şafak - şehrin aynaları  

Leche

08 Eyl 2010 22:17

Mesaj Gönder

"ben bağımlıları takdir ederim. herkesin kör bir kaza kurşununa veya ani bir hastalığa kurban gitmeyi beklediği bir dünyada, bağımlıların yolun sonunda kendilerinin neyin beklediğini bilmek gibi bir lüksü vardır. nihai kaderinin kontrolünü biraz da olsa eline almıştır ve bağımlılığı sayesinde ölüm sebebi büsbütün sürpriz olmaktan çıkmıştır.
bağımlı olmak bir bakıma ileri derecede aktif olmaktır.
sağlam bir bağımlılık, ölümle ilgili tahmin yürütme işini ortadan kaldırır. kaçışınızı planlamak gibi bir şey gerçekten söz konusudur.
ayrıca insan ömrünün sonsuza dek süreceğini düşünmek gerçekten çok aptalcadır."  

negatiVe creep

08 Eyl 2010 23:40

Mesaj Gönder

sorarlarsa, " ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını:
"yalnız kaldım. kalabildim! altı milyarın arasına doğdum. ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."
kinyas&kayra/hakan günday  

clamentine

13 Eyl 2010 21:40

Mesaj Gönder

uyuşuk doğalar sadece fanatikleştirilmek suretiyle çoşturulabilir  

ekspermental

13 Eyl 2010 23:34

Mesaj Gönder

benim içinş her gece üzerinde, çaresiz hiçliğimi okuduğum büyük, uğursuz perdeden başka bir şey değildir.

fert sadece teoride vardır.  

ekspermental

13 Eyl 2010 23:45

Mesaj Gönder

insanlar üçe ayrılırlar ve bazan bu üç insan gelir bir kişide buluşur ya, o kişiden uzak durmakta belki de, kimbilir, güya, herhalde, sanki yarar mı vardır acaba?  

Imaginary Friend

14 Eyl 2010 20:39

Mesaj Gönder

richard - ben romeo'nun jüliet'i tanıdığından dah fazla tanıyorum seni. sen de beni. juliet'in romeo'yu, ophelia'nın hamlet'i, eva braun'un hitler'i, diana'nın charles'ı tanıdığından daha fazla tanıyorsun. en azından onlardan daha çok sohbet ettik. daha çok vakit geçirdik birlikte. ve yakında sıra ölüme gelecek. bütün aşıklar gibi. aşkımızla ilgili yazılı bir belge olmayacak belki, ama ilgilenenler ilerde internet kayıtlarından bulabilirler bizim hikayemizi. ve ben, iki sevgiliye yaraşan en güzel ölümü buldum. anlatayım mı?
siyanür dolu bir küvete girmeliyiz önce... ya da baldıran otu... evet, bu daha iyi. siyanür derimizden içeri girebilir. ve de vaktinden önce öldürebilir bizi. en iyisi baldıran otuyla kaynatılmış köpüklü su. üzerinde ful yaprakları. binlerce yaprak. önce o suya girip yıkanmalıyız... saatlerce... sadece dokunmalıyız birbirimize. ellerimizle... saçlarımızı okşamalıyız. omuzlarımızı, göğüslerimizi, bacaklarımızı... sonra çıkmalıyız köpüklerin ve ful yapraklarının arasından... gözlerimiz kapalı, kokularımız ciğerlerimizde, tenimiz, terimiz ve baldıran otlu vücutlarımız birbirine karışmış, dakikalarca sevişmeliyiz. wagner çalmalı odada. faust bizi izlemeli perdenin kenarından, sessizce...
gerçek aşkları göze alamadık. ölüme bile atlayamadık gerçek aşklarımız için. oysa nedir ki ölüm? hiç değilse düşlerimizdeki aşklar için yapmalıyız bunu. yok olsak bile adresimiz belli olmalı bu saçma sapan boşlukta. madonna ve richard. güneş sistemi... mars... kainat... özel ulak.
gün ağırınca, önce kapıyı çalacaklar. meraklılar. sonra da kıracaklar kapıyı. sonra da, ne yazık ki iki ayrı beden bulacaklar içerde. iki baş, dört kol, dört bacak ve birbirine sırtını dönmüş iki yürek.
ben şimdiye kadar hiçbir ölüme üzülmedim aslında. ne bir savaş esirine, ne babama, ne de ful yapraklarına... gülüp geçmedim belki ama hiç üzülmedim. umursamadım. ve de... hep korktum ölümden. çok düşündüm ölmeyi ama cesaret edemedim.
mars'a yollanacak olan kapsüle isimlerimizi yazdırdım bu sabah. düşünsene, aşkımız tarihe geçecek. adem'den beri hiçbir aşk bu kadar uzaklarda duyulmamış, hiçbir aşık böylesine bir gurur yaşamamıştır. mars'a isimleri yazılan ilk bir milyon insan arasında biz de varız madonna. önce uzun bir süre boşlukta dolaşacak adlarımız, sonra da bambaşka bir gezegene düşecek. ve insanlık kendini yok edinceye, kainat bir atom çekirdeği haline gelinceye kadar orda kalacağız. sonsuzluğa kazınan kutsal bir aşk. sen ve ben.




oyunu adı: ful yaprakları
yazan: civan canova  

dudaklarim kilitli

16 Eyl 2010 04:55

Mesaj Gönder




Sayfa:   Önceki  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52   Sonraki