okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz satırlar..
 
"az yedim çok içtim. hala içiyorum. alkolü kendime yakıştırdım. her türlü uyuşturucudan tattım. bağımlılıktan nefret ettim. gitmemi, terk etmemi engeller diye. ne bir maddeye ne bir insana bağlandım. sırf bunu kendime kanıtlamak için eroin kullandım, aşık oldum. ikisini de arkama bakmadan bırakıp gittim. geçmişe tükürüp geleceği çiğnedim. dünyayı bir oyuncağa çevirdim. ayak basmadığım yer kalmadı. kalan varsa, onları da amuda kalkar geçerim!
duvarlara, bedenime resimler çizdim. bir gün öyle bir gürledim ki önümde duran şarap kadehi çatladı. benim adım hitler. kendi ordumu kurmak için bir sürü kadına tohumlarımı bıraktım. şimdiyse ağlıyorum. hepimiz için. çünkü hiçbiri işe yaramadı."

kinyas ve kayra  

Goodbye_blue_sky

04 Ekm 2009 20:07

Mesaj Gönder

"kendimi ölümsüz olarak görüyorum. mekân ve zamandan ko­palı yıllar oluyor. bir kıza âşık olmuştum. onu görmek için altı sa­at yol almam gerekiyordu. bir sabah, treni kaçırdım. Âşık olmak­tan vazgeçtim. kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bi­lirim. benim adım kaygusuz abdal. tanrı'dan vazgeçtim. ölmek­ten vazgeçtim. çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem ge­rekecekti. ölmek istemiyorum, çünkü tanrı'yı da öldürürüm diye korkuyorum. ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz... platon'un mağara istiaresi'ne karşılık, ben de kuyu istiaresi'ni yazdım: doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişe­bilmek için yaptıklarını anlattım. ancak ellerini ağızlarına sokup, parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım. ve sordum, tanrı'nın yukarıda mı yoksa aşağıda mı ol­duğunu. eskiden poker oynardım. şimdi de, tanrı’nın aşağıda, kuyunun dibinde olduğuna oynuyorum. hayatım masada, birkaç kırmızı oyun fişiyle."

kinyas ve kayra  

Goodbye_blue_sky

04 Ekm 2009 20:13

Mesaj Gönder

bahar noktasi demiş ki:


vov sahalara döndünüz ha : )


bana işkence yapacak birini bulabilirsem dönmek istiyorum tabi(:

yok yok kızma, artık ikinci yarıya başladım, pozitif düşün... pozitif düşün... pozitif düşün...

dolayısıyla yazmayı bırakmam gerekecek sanırım (: -bak yine-  

Goodbye_blue_sky

06 Ekm 2009 16:15

Mesaj Gönder

mrvrmn demiş ki:
sözlerimin sonunu duymadığın zaman,
cümlelerimin sonunu duymadığın zaman,
değiştiriyorum son kelimelerimi.
değiştiriyorum sonumu.


asıl ilk iki şiiri okumak gerekiyordu belki...  

Goodbye_blue_sky

06 Ekm 2009 16:23

Mesaj Gönder

yasamak olumden daha gucludur  

foreveryoung

07 Ekm 2009 08:41

Mesaj Gönder

walking away is easy. it is staying around and sorting out your own shit that took guts. that makes you a man.

you always make a point of adjusting your morals to suit yourself.  

foo

07 Ekm 2009 12:13

Mesaj Gönder

bana dayasalar keneviri sonra böyle şeyler yapsalar, hayır hayır yapmasalar(: adam uyuşturucu kullanarak tarihte bilinen ilk ve en gözü kara suikastçileri ortaya çıkarmış. ne olursa olsun dehaymış...  

Goodbye_blue_sky

11 Ekm 2009 02:47

Mesaj Gönder

can'imi acitana...mutlulugun esrarli bir yani yoktur...“bir cinayetin psikanalizi“ adli romandan...jet rubenfeld “mutlulugun esrarli bir yani yoktur.
mutsuz insanlar birbirlerine benzer. uzun zaman once acilmis bazi yaralar, gerceklesmemis bazi dilekler, ayaklar altina alinmis gururlar, retle -daha da kotusu ilgisizlikle- karsilanan ask kivilcimlari, onlara yapisip kalir; ya da kendileri onlara yapisir. dolasiyla her gunlerini dunun bulutlari altinda yasarlar. mutlu insan ise arkasina donup bakmaz. ileriye de bakmaz. boyle bir kisi anda yasar.
ama bunun da bir kusura var. “an“ asla bir seyi veremez: anlami. mutlulugun ve anlamin yollari ayni degildir. mutlulugu bulmak icin, kisinin sadece anda yasamasi gerekir; sadece an icin yasamaya ihtiyac duyar. ama eger anlam istiyorsa -hayallerinin, sirlarinin, hayatinin anlami- kisi ne kadar karanlik olursa olsun gecmiste, ne kadar belirsiz olursa olsun gelecek icin yasamalidir. boylece doga mutluluk ve anlami bizim icin karistirir ve bizden aralarinda bir secim yapmamizi bekler.“  

Essmerr

11 Ekm 2009 12:09

Mesaj Gönder

şimdi beni avcunun içine aldın ya, kim olursan ol.
her şey boşa gidecek bir şey eksik kalırsa,
açıkça uyarıyorum seni daha fazla üstüme gelmeden,
o sandiğın kişi değilim ben, bambaşka biriyim.
kim benim yolumdan yürümeye kalkar ki?
kim talip olur ki benim dostluk ve sevgime?
yol kuşkulu, sonuç belirsiz, yok edici belki de..
terk etmen gerekecek başka ne varsa, yalnız ben
umacağım senin biricik ölçütün olmayı,
çıraklık dönemin bile uzun ve yorgun geçecek o zaman,
vazgeçmen gerekecek tüm bir yaşam biçiminden
ve çevrendeki yaşamlara uyumundan,
o yüzden bırak beni başın daha fazla belaya girmeden,
çek elini omzumdan,
beni yere bırak ve kendi yoluna git...  

primavera dell amore

15 Ekm 2009 22:33

Mesaj Gönder

şöyle isterim ben erkekle kadını: biri savaşa elverişli olmalı, öbürü doğurmaya; ikisi de ama kafa ve bacaklarla elverişli olmalı raksa
ve bir kere raks etmediğiniz gün, kayıp sayılmalı bizlerce! beraberinde kahkaha getirmeyen her gerçek de uydurma sayılmalı bizce

zerdüşt böyle buyurdu  

kitten

16 Ekm 2009 00:18

Mesaj Gönder

sakindir benim denizimin dibi: şakacı canavarlar sakladığını onun kim tahmin edebilir!
sarsılmaz benim derinliğim: ama yüzen bilmeceler ve gülüşlerle parıldar...
-zerdüşt böyle buyurdu  

kitten

16 Ekm 2009 00:19

Mesaj Gönder

bizim kardeş beyinlerimiz vardı; yarım sözcükler, yarım cümlelerle, yalnızca hareketlerle birbirimize çok şey anlatabiliyorduk.
sayfa: 36 nietzsche ağladığında  

DulcineAaa

20 Ekm 2009 14:38

Mesaj Gönder

gitmesinden, gidip de gelmemesinden korkunç olan, beni öylesine hazırlıksız ve umutlu bırakmasıydı.affedilmeyen de bu.
bitmeyen aşk - pınar kür  

DulcineAaa

20 Ekm 2009 14:38

Mesaj Gönder

pek az kadınla erkek birbirlerinin ruhlarını, bedenlerinden önce çırılçıplak görebilir.pek çoğu da ruh kısmını çıplak olarak göremez;hiçbir zaman!"
iki yeşil susamuru,anneleri,babaları,sevgilileri ve diğerleri - buket uzuner  

DulcineAaa

20 Ekm 2009 14:40

Mesaj Gönder

"mutlaka her durumda vermem gereken bir karşılık bulunması zorunluluğunu hangi yaşlarda, nasıl edindim bilmiyorum. hiçbir şeyi kesin sessizliklere, belirsizliklere, suskunluk anlarına, boşluğa emanet edememek, gerçek bir iç yükü... oysa, dünyanı...n açıklamalarla kolaylaştığını kim söylemiş!"
yüksek topuklar - murathan mungan
devamı  

DulcineAaa

20 Ekm 2009 14:40

Mesaj Gönder