bunlardan birisi de nazım hikmet'e aittir. şiir okuyan, bilen, anlayan biri olduğumu iddia etmem. bir zamanlar "düz yazı (nesir) ile şiir yazma akımı hepimizi potansiyel şair yapmıştır" gibi çılgınca bir söz etmiş, benden beklentileri olan insanları kalabalıklar içerisinde hayal kırıklığına uğratmıştım. şimdi düşününce biraz utanıyorum. bugün şiirden bir şey anlamadığını biraz daha iyi anladığını sanan biri olarak "şiir vezinli, kafiyeli bilmemneli olur" gibi iddialarım da yok ama bana sorarsan neresinden tutarsan tut nazım hikmet'in orkestra şiiri çok komik.
orkestra
bana bak!
hey!
avanak!
elinden o zırıltıyı bıraksana!
sana,
üç telinde üç sıska bülbül öten
üç telli saz
yaramaz!
bana bak!
hey!
avanak!
üç telinde üç sıska bülbül öten
üç telli saz
dağlarla dalgalarla kütleleri
ileri
atlatamaz!
üç telli saz
yatağını değiştirmek isteyen
nehirlerden:-
köylerden, şehirlerden
aldığı hızla,
milyonlarla ağzı
bir tek
ağızla
güldüremez!
ağlatamaz!
hey!
hey!
üç telli sazın
üç telinde öten üç sıska bülbül öldü acından.
onu attım
köşeye!
hey!
hey!
üç telli sazın
ağacından
deli tiryakilere
içi afyon lüleli
bir çubuk
yaptılar!
hey!
hey!
dağlarla dalgalarla, dağ gibi dalgalarla, dalga gibi
dağ-lar-la
başladı orkestram!
hey!
hey!
ağır sesli çekiçler
sağır
örslerin kulağına
hay-kır-dı!.
sabanlar güleşiyor tarlalarla,
tarlalarla!
coştu çalgıcı başı,
esiyor orkestram
dağlarla dalgalarla, dağ gibi dalgalarla, dalga gibi
dağ-lar-la.
daha da bir sürü vardır böyle ünlü isimlerin hiçbir şeye benzemeyen şiirleri. aynı senin benim hiçbir şeye benzemeyen şiirlerinin olduğu gibi.
ama en azından o an için rahatlama sağladığından iyidir, kötü de olsalar. tabii pek kimseyle paylaşılmamaları şartı ile : ))