hoşunuza giden şiirleri paylaşın..

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  hoşunuza giden şiirleri paylaşın..
 
böyle zamansız güneşli,
umulmadık mavi günlerde
bir bekleme salonu yalnızlığına
bürünüyorum...
iliklerimdeki yitik aşkı
sarhoş bir unutkanlığa ilikliyorum...

sanki şiirini bilmediğim
bir fransız akşamında
kaldırım taşlarını sayıyorum kalbimin...
içimde ayak izlerin,
aylak bir yaz geçiyor avuçlarımdan...

ve ben ne zaman,
kiminle sevişsem,
hâlâ seni aldatıyorum
 

hey doc

07 Kas 2009 17:11

Mesaj Gönder

onulmaz

iyileşmez hiçbir yara bilirsin
tortusu kalır
hangi ses unutturabilir
ilk bıçağın yankısını
sende rehin kalmıştır
gecenin saplantısı

hiçbir yara
hiçbir zaman iyileşmez bilirsin
saklısı kalır
yel esince sızılanır
su susunca ikindilerde
herşey vakitsizce gelişir
birine sevişirsin
ötekini düşünürken

sabahları zordur korsan sevişmelerin
eski yaraların ağrır
oysa ne bir iz görünür teninde
ne şiiri ses verir orta kulağında
yalnız bir yürüme isteği vardır
eski yaraların eski yerinde

kahvaltısı zordur olmasaydı bir sevişmenin
ve hep ten tuzu basmaktır
eski yaraların eski yerlerine
hiçbir yara
tam olarak iyileşmez bilirsin
hangi bakış unutturabilir
ilk bıçağın ışıltısını
karanlıktaki

şairden bir bok olmaz sabaha karşı
sebepsiz hüzünler yazar ehliyetinde
ve ne söylese yalandır
alkol kontrolünde
sevmek bizahiti yaralanmaktır
ve yaralar hiçbir zaman iyileşmez teninde
yanlış vurulmuş bir aşıdan sızar da
diriltir solgun baharları
şiire sebep istemez
şairden bir bok olmaz ve
hiçbir yara
hiçbir zaman tam olarak iyileşmez

bardaklarda dudak izleri birikir
sahnede eğri büğrü sesler
ve sade bir yürümek isteği tek başına
eski bir yaranın artık gözle görülmeyen izinde...

çünkü hiçbir yara hiçbir zaman tam olarak iyileşmez
çünkü en hızlı hatırlanandır
en eski unutulan
ondan gelen ıtırlar olur yellerde
her esinti bir acılı kokuyu taşır hassas burunlara
savrulur gidersin
çok eski çok acıtan bir ağustosa
nasıl kıyısında kalmıştık
yapış yapış bir yazın
daha başkaydı hani yüzünde
herkese aynı oranda bulaşan tuz
yolların açmazıydı enginlikle kabaran
ve bütün yanlışları dalga dalga saklayan
şarkılıktan usanmış deniz
ve denizi herşeye benzeten şiirler
ve kıstırılmış istridyelerde kullanılmış inci taneleri...

çünkü bilirsin
hiçbir yara hiçbir zaman
tam olarak iyileşmez!
 

hey doc

09 Kas 2009 19:41

Mesaj Gönder

sen de denizsen marmara...
otur hesapla bak, üç kere daha denizim senden
ama bana deniz diyen yok o başka dava
sarıyer'in oralarda mavi bir nokta yok mesela
tuh ki atlaslara falan da gecmez adim
sen de deniz misin be marmara
senin istanbulun okula gider mi
çocuk felci nedir bilir misin
adalarindan herhangibirin bile kara midir bahti
sen de deniz misin be marmara
hic kizip kopurme ama
hic deniz gormesek yutardik belki marmara
yani iki bogaza bakiyorsun diye
deniz diyolarsa sana
canina okurum ben boyle isin
ben evde alti bogaza bakiyorum
hemde ay ortasi biten bi maasla

kızıp köpürme ama
hiç deniz görmesek yutardık belki marmara


akgün akova  

Essmerr

11 Kas 2009 17:00

Mesaj Gönder

ben sana yanarken



gözlerine bakarken umurumda değil mevsimler
gülüşün hep deniz kenarı bana
sen bir adım attığında göreceksin
elinde balonlarla bekleyen o adam benim
aldığım en derin nefessin sen
dudaklarının dudaklarımdaki işgali hala yüreğimde
nefes alıyorum ama hala bulamadım seni

'ben sana yanarken şimdi...sen kim bilir nerede
üşüyorsun'
ceyhun yılmaz  

Essmerr

11 Kas 2009 17:08

Mesaj Gönder

ben.. sen...



öylece durmayı seviyorum ben..
durup ardından bakmayı..
sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan..
yaprak seviyorum ben yaprak..
kuru, yaş ayırmadan..
sen ezmeyi seviyorsun, neye bastığına bakmadan..

ceyhun yılmaz  

Essmerr

11 Kas 2009 17:09

Mesaj Gönder

oysa herkes öldürür sevdiğini

kulak verin sözlerime iyice,
herkes öldürebilir sevdiğini
kimi bir bakışıyla yapar bunu,
kimi dalkavukça sözlerle,
korkaklar öpücük ile öldürür,
yürekliler kılıç darbeleriyle!
kimi gençken öldürür sevdiğini
kimileri yaşlı iken öldürür;
şehvetli ellerle öldürür kimi
kimi altından ellerle öldürür;
merhametli kişi bıçak kullanır
çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
kimi satar kimi de satın alır;
kimi gözyaşı döker öldürürken,
kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
herkes öldürebilir sevdiğini
ama herkes öldürdü diye ölmez.

oscar wilde  
fotoğrafı yok

do le vakitasyon

11 Kas 2009 18:53

Mesaj Gönder

merhaba canim

ben az konuşan çok yorulan biriyim
şarabı helvayla içmeyi severim
hiç namaz kılmadım şimdiye kadar
annemi ve allahı da çok severim
annem de allahı çok sever
biz bütün aile zaten biraz
allahı da kedileri çok severiz

hayat trajik bir homoseksüeldir
bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
çünki bütün sarhoşluklar biraz
freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır

hayat trajik bir homoseksüeldir
bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
çünki bütün sarhoşluklar biraz
freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır

hayat trajik bir homoseksüeldir
bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
çünki bütün sarhoşluklar biraz
freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır

güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüvericek ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müreni seveceksiniz
(zeki müreni seviniz)

dost  

melatonin

12 Kas 2009 01:47

Mesaj Gönder

ürktün oğlum, huylandın hep, az mı kışkırtıldın yalnızlığa,
daha kirpiklerin kırpışmadan doluşan anılarda bıraksın istedin seni,
bir kör kadar sabırlı olamadın, alaycı hiç
yazık ki sağırlar kadar alıngandın,
bir çift göz gezinse gözlerinin karanlığında,
çalınmış buluyordun yokladığında kalbini,
kalbin! ayaklanan bir sığırcık sürüsü kadar gürdü kalbin,
kalbin! onu yeniden tanımla, unuttuklarınla

süt kutusunun yaldızından sızdırdığın ışıkla okuduğun mülkiyetin kökeni
onu koru diyordu sana gerekecek paylaşım savaşlarında,
kalbinden başka verecek mülkün yok yoksullara,

yıllar geçti oğlum, bulduğumda seni
nabzın yalnız geceleri mırıltılı ve berrak
gündüz kire ve sabun tozlarına karışarak akıyordu
yağmur mu yağıyordu kederin mi çarpışıyordu bulutlarla.

umabilirdin oğlum, yüzünde kireç kuyularından kalma yanıklar olmasa,
uzanabilirdin beyninin son rahat kıvrımlarına,
her gece sarsıntılarla irkilmeseydi hayatın, sancılarla,
ne dayanabilirdin oğlum, alışabilseydin ayrılıklara.

şimdi mavi halesine tavaf ettiğin dünya,
“denizimde boğulacak kadar güzel değilim” diyor sana,
“gittikçe aşınıyor prizmalarım, arzum kalmadı kırılmalara”.

biliyorum oğlum, o sonu bilsen de gideceksin,
ben seni kırılmaktan oluşmuş bir mordan doğurdum,
acıdım sana, acını gizledikçe sevdim acıdım sana,
unutturmak istedin son birkaç çağıltıyı da
aşkı mesela
aşk geniş açıyla kırıyor kırınca, büyük acıyla,
ah oğlum,
ayak tozları savrulduğunda
rüya
iz
ve rüya ...  
fotoğrafı yok

merisu

12 Kas 2009 23:30

Mesaj Gönder

ben ismail ve rüstem

ben, ismail ve rüstem
yilbasini kutluyoruz bu gece
ve üçümüz üç kadehten
istanbulu yudumluyoruz
istanbul zehir zemberek
istanbul buruk,istanbul aci
susuz içilmiyor istanbul
mezesiz gitmiyor
suyumuz halis tasdelen
mezemiz sakiz leblebisi
sonra kahir,hüzün ve elem
serefe ismail serefe rüstem

rüstemin aklinda bir kiz
ondokuzunda civelek
hey gidi baba rüstem
hey gidi kahpe felek
kizin adi müjgan
kolej mezunu
saçlari sari mi sari
gözleri yesil mi yesil
rüstem'mis, siirmis, askmis
kizin umurunda degil
kizin babasi tüccar
yani kizin herseyi var
rüstem'se fukarami fukara
beç on kitap bütün varligi
bir kendi bir anacigi
kasimpasa'da otururlar
iki odali bir evde babadan kalma
hadi rüstem hadi kararip durma
çek bir firt daha
içkiler benden bu gece mezeler dahil
serefe rüstem serefe ismail

ismaili tanir tekmil adem babalar
fukara ismail, garip ismail
onun da baska derdi var
geçen ay isinden çikardilar ismaili
içmesinde ne yapsin
olacak sey degil
karisi meryem, oglu erol, kizi serpil
üçkisi onun elie bakar
erol bu yil ilkokulu bitirecek
serpil enstitüde
ddayan ismail dayan
ismail issiz, ismail parasiz
ismail'in hali duman
bereket meryem baci dikis dikiyor
isamle erola serpile bakiyor
ismail kica ismail
hadi çek bir firt daha
serefe serefe

ama hangi serefe orasi belli degil
bütün serefler kepaze simdi
bütün insanlar rezil
biz o rezillerden üç kisi
hisim gibi çöktük bu gece
arabin meyhanesine
ben, rüstem ve ismail
istanbulu yudumluyoruz kadehlerden
istanbulun tuzu kuru bizimki yas
yine hanci söylüyor biri plakta
'su bizim hesabi gör yavas yavas'

ya biz nerede yillaniyoruz
lan istanbul
asilmistan beter ettin bizi
ulan biz böyle olacak adammiydik
yiktin, yiprattin eskittin bizi
ben, ismail ve rüstem
hani o bir zaman seni seven kisiler
simdi sevmiyoruz artik
birak yakamizi
yeter istanbul yeter
rüstem sevdigini alsin
ismail bir is bulsun
birakta herkesin dünyasi
daha güzel olsun

ulan istanbul
ulan istanbul
gözünü sevdigim istanbul
sokaklarinda gezdigim
siirini yazdigim
her gecesinde
canimdan bezdigim istanbul
güzel istanbul
kahpe istanbul
canim istanbul
.

ümit yasar oguzcan  

Essmerr

13 Kas 2009 14:57

Mesaj Gönder

istanbul'u dinliyorum

istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
önce hafiften bir rüzgar esiyor;
yavaş yavaş sallanıyor
yapraklar, ağaçlarda;
uzaklarda, çok uzaklarda,
sucuların hiç durmayan çıngırakları
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
kuşlar geçiyor, derken;
yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
ağlar çekiliyor dalyanlarda;
bir kadının suya değiyor ayakları;
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
serin serin kapalıçarşı
cıvıl cıvıl mahmutpaşa
güvercin dolu avlular
çekiç sesleri geliyor doklardan
güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
başımda eski alemlerin sarhoşluğu
loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
dinmiş lodosların uğultusu içinde
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir yosma geciyor kaldırımdan;
küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
bir şey düşüyor elinden yere;
bir gül olmalı;
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
kalbinin vuruşundan anlıyorum;
istanbul'u dinliyorum.

orhan veli kanık  

Essmerr

14 Kas 2009 02:48

Mesaj Gönder

konak
sen giderken ağlamıştın
orası için,
bil ki gidersen de ağlayacaksın
burası için...

özdemir asaf  

Ybc

15 Kas 2009 02:20

Mesaj Gönder

öyle bir hayat yaşıyorum ki ,

cenneti de gördüm , cehennemi de .

öyle bir aşk yaşadım ki ,

tutkuyu da gördüm , pes etmeyi de .

bazıları seyrederken hayatı en önden ,

kendime bir sahne buldum , oynadım .

öyle bir rol vermişler ki

okudum , okudum , anlamadım .

kendi kendime konuştum bazen evimde .

hem kızdım hem güldüm halime .

sonra dedim ki söz ver kendine ;

denizleri seviyorsan , dalgaları da seveceksin .

sevilmek istiyorsan , önce sevmeyi bileceksin

uçmayı seviyorsan , düşmeyi de bileceksin

korkarak yaşıyorsan , yalnızca hayatı seyredersin

öyle bir hayat yaşadım ki , son yolculukları erken tanıdım .



nietzsche  

Essmerr

19 Kas 2009 22:51

Mesaj Gönder

beceriksiz

kabuğunu koparmadan
ne bir elmayı soyabildim
ne de iyileştirebildim bir yaramı
ama karşıma çıkınca
kızmadım hiç elma kurduna
bendim çünkü bıçağı saplayan
onun yurduna

şair diyorlar benim için
bilmiyorum oysa
her şiire konmalı mı uyak
her yere nedense
konamıyor tayyare
hay dilimi
arı türkçe soksun; uçak

kaptan olmak isterdim
aynanın karşısında
eski bir sinema yıldızı
gibi ağlayan
istanbul hatlarında
bir fırça hafifliğiyle gidip
gelen vapurlara

eskimo bir şair dokunuyor omuzuma
ve kız kulesi'ni göstererek
bırak artık diyor üzülmeyi
yedi tepeli bu şehirde
şiir okunacak tek yer
elbette denizin ortasındaki
şu küçük buz dağı

terzi olsa da babam
sökük dikmesini beceremem
beni yalnızca sen anlarsın
iğnenin deliğinden geçsin
diye ipliklerin
bir anlık ıslatıldığı dudaklara
takılıp kalan annem

sunay akın  

Ybc

08 Ara 2009 16:04

Mesaj Gönder

gitmek
bugünlerde herkes gitmek istiyor.
küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey...
herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
bir kendisi.
bu yeter zaten.
her şeyi, herkesi götürdün demektir.
keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
ama olmuyor.

hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

böyle gidiyoruz işte.
bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"otur" diyen kazanıyor.
o yan kalabalık zira...
iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
güvende olma duygusu...
en kötüsü alışkanlık.
alışkanlığın verdiği rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
kalıyoruz...
kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

evlenmeler...
bir çocuk daha doğurmalar...
borçlara girmeler...
işi büyütmeler...
bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

misal ben...
kapıdaki rex'i bırakıp gidemiyorum.
değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.
alıp götürsem gelmez ki...
bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
herkes onu, o herkesi seviyor.
hangi birimizle gitsin?

"sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
kendi imalatımız küfeler.

ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazım,
inadına kök salmak lazım.

bari ufak kaçışlar yapabilsek.
var tabii yapanlar, ama az.
sadece kaymak tabakası.
hepimiz kaçabilsek...
bütçe, zaman, keyif... denk olsa.
gün içinde mesela...
küçücük gitmeler yapabilsek.

ne mümkün.
sabah 9, akşam 18
sonra başka mecburiyetler
sıkışıp kaldık.
sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
bu kadar ağır olmamalı.

hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
ne saçma...
bahar mıdır bizi bu hale getiren?
galiba.

ben her bahar aşık olmam ama
her bahar gitmek isterim.
gittiğim olmadı hiç,
ama olsun... istemek de güzel.  
fotoğrafı yok

Erennn81

12 Ara 2009 12:21

Mesaj Gönder

çekilmez bir adam oldum yine
uykusuz, aksi. nalet
yine her sefer ki gibi haksızım
sebep yok
olması da imkansız
bu yaptığım iş ayıp
rezalet
fakat elimde değil
seni kıskanıyorum
beni affet  

billie jean

12 Ara 2009 19:03

Mesaj Gönder




Sayfa:   Önceki  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32   Sonraki