hoşunuza giden şiirleri paylaşın..

Anasayfa  \  Forumlar  \  Okuma  \  hoşunuza giden şiirleri paylaşın..
 
bir an sessizlik oldu:
geldin sandım
gene başladı gürültü:
gittin sandım

oruç aruoba  

starling

04 Ağu 2007 20:04

Mesaj Gönder

ben senden önce

ben
senden önce ölmek isterim.
gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın
üstüne korsun içinde bir kavanozun.
kavanoz camdan olsun, şeffaf,
beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin
fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
ve toz oluyorum , yaşıyorum yanında senin.
sonra, sende ölünce, kavanozuma gelirsin.
ve orada beraber yaşarız, külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin, yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
ama biz , o zamana kadar
o kadar karışacağız ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
toprağa beraber dalacağız.
ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak iki çiçek açacak :
biri
sen
biri de
ben.

nazım hikmet  

lobster

07 Ağu 2007 08:41

Mesaj Gönder

sen bir dakika bile ekleyemezsin ömrüme...

günlerimi acıyla kısaltabilirsin.

ömrümden geceler kopartabilirsin.

ama bir tek gün bile katamazsın...

yüzümdeki kırışıklıkların artmasına katkıda bulunabilirsin.

ama zamanın oluşturduğu tek bir çizgiyi bile yok edemezsin...

sözlerinle beni öldürebilirsin ama

bir kez öldüm mü

karşılığında dünyayı bile versen , bana can veremezsin...
 

Morpheus

05 Eyl 2007 16:25

Mesaj Gönder

siz aşk nedir bilmezsiniz

siz aşk nedir bilmezsiniz dedi bukowski
ben elli bir yaşındayım bir bakın bana
genç bir güzele aşığım
kötü saplandım bu işe ama o'nun da hali kötü
fakat olacaksa böyle olsun
kanlarına giriyorum onların ve kurtulamıyorlar benden
herşeyi deniyorlar kaçmak için
ama sonunda hep geri dönüyorlar
hepsi geri dönmüştür bana
ama gördüğüm bir tanesi dışında
ağlamıştım ardından
ama kolay ağlardım o zamanlar
çocuklar sert içkileri yaklaştırmayın yanıma
acımasız oluyorum o zaman
burada oturuyor bütün gece
bira içebilirim siz hippilerle birlikte
bu biradan on beş litre içerim ve
bana mısın demem, su gibi gelir bana
ama bir defa koklatın sert içkileri
pencereden dışarı atmaya başlarım insanları
kim olursa olsun fırlatırım dışarı
bunu yaptım daha önce
ama siz aşk nedir bilmezsiniz
bilmezsiniz çünkü hiç aşık olmamışsınızdır
işte iş bu kadar basit
genç bir fıstık buldum şimdi, öyle güzel ki..
bukowski diyor bana, bukowski diyor o minicik sesiyle
bense ne var diyorum
ama aşk nedir bilmezsiniz siz
size ne olduğunu anlatıyorum ama dinlemiyorsunuz
aşk buraya kadar gelip kıçınızı dürtse
bu odada içinizden birinin ruhu duymaz
şiir okuma toplantılarının boktan bişey olduğunu düşünürdüm
bana bak ben elli bir yaşındayım ve çok dolaştım
boktan diyorsam öyledir
ama sonra dedim ki kendime bukowski
aç kalmak daha boktan
sonuçta işte buradasın ve hiçbirşey olması gerektiği gibi değil
o adam neydi adı galway kimel
bir dergide resmini gördüm
yakışıklı bir suratı var ama öğretmen
tanrım düşünebiliyor musunuz
eyvah sizler de öğretmensiniz
size de küfrediyor oluyorum o zaman
hayır o adamın adını hiç duymadım
ne de ötekinin, hepsi birer asalak
belki egom yüzünden artık çok fazla okumuyorum
ama, şu ünlerini beş altı kitap üstüne
kuran insanlar var ya,
hepsi birer asalak
bukowski diyor bana bu kız
niçin klasik müzik dinliyorsun bütün gün
sizi şaşırttım değil mi
benim gibi kaba ayyaş birisinin
klasik müzik dinleyeceğini düşünmezdiniz
brahms, rachmaninoff, bartok, tdeman
kahretsin burada yazamıyorum
çok fazla sessiz, çok sayıda ağaç var burada
şehirleri severim, en uygun yerler benim için
her sabah koyarım klasik müziğimi
ve oturup yazı makinemin başına
bir puro içerim bakın işte böyle
ve bukowski derim sen şanslı bir adamsın
bukowski bu belaların hepsini atlattın
ve sen şanslı bir adamsın
ve mavi duman yayılır masamın üstüne
ve pencereden dışarı delengpre caddesi'ne bakarım
ve derin nefes alır ve yazmaya başlarım
bukowski işte yaşam budur derim kendi kendime
yoksul olmak iyidir, basur olmak iyidir, aşık olmak iyidir
ama siz nasıl birşey olduğunu bilmezsiniz
sevgilimi görseydiniz ne dediğimi anlardınız
buraya gelince baştan çıkacağımı düşündüm
tam böyle olacağını bildi, böyle olacağını bana söylemişti
allah kahretsin ben elli bir yaşındayım o ise yirmi beşinde
birbirimize aşığız ve o beni kıskanıyor, tanrım bu güzel birşey
buraya gelip baştan çıkarsam, gözlerimi oyacağını söylemişti
alın işte aşk sizlere
içinizden hangisi bilir böyle birşeyi
sizlere birşey söylemeliyim
öyle adamlarla tanıştım ki hapishanede
üniversitelere ve şair toplantılarına giden
insanlardan çok daha fazla yol-yordam bilen insanlardı
kan emicidirler onlar, bütün görmek istedikleri
şairin çorapları kirli midir acaba ya da koltukaltları kokuyo mudur
ama sizden şunu hatırlamanızı istiyorum
bu odada yalnız bir tane şair var bu gece
belki de bu ülkede yalniz bir tane şair var bu gece
o da benim
içinizden kim biliyor yaşamı, içinizden kim biliyor herhangi birşeyi
hangi biriniz hayatında işinden kovuldu?
ya da sevgilisine dayak attı ya da sevgilisinden dayak yedi
beş defa kovuldum ben senis and rocbuck'tan
kovmuşlar, tekrar kovmuşlardı beni
otuzbeş yaşındayken tezgahtarlık yapıyordum onlara
sonra kurabiye çalarken yakalandım
ben nasıl olduğunu bilirim çünkü onlardan geliyorum
elli bir yaşındayım ve aşığım
şu gencecik güzel şey diyor ki bana: bukowski
ve ne var diyorum, o ise
sen pisliğin tekisin diyor bana
ve bebeğim beni anlıyorsun diyorum
bu dünyadaki tek güzel şey o
kadın ya da erkek bu tür hareketine katlanacağım tek kimse
ama siz aşk nedir bilmezsiniz
hepsi geri döner bana sonunda, her biri geri döner
yalnız o sözünü ettiğim bir tanesi,
hani o sözünü ettiğim bir tanesi
yedi yıl birlikte yaşamıştık, çok içerdik
şair filan yok aranızda, hiç şaşırmadım bu işe
şiir yazmak için aşık olmak gerekirdi
ve siz aşık olmak nedir bilmiyorsunuz ki
sizin derdiniz bu!

charles bukowski  

gorkemarkan

05 Eyl 2007 18:22

Mesaj Gönder

karşımdasın işte...
bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
tıkandığım o an,
elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
bakış açım belli oldu yine.
geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
dağlara çarptım her esişimde.
yollara küfrettim her gidişinde.

demiştim sana hatırlarsan:
“önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
şimdi bana, geçen o zamanın
unutulmaz sancısı kalır

gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

nazım hikmet  

Ederlezi

06 Eyl 2007 15:16

Mesaj Gönder

en iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.

charles bukowski  

seksenbuk

08 Eyl 2007 00:20

Mesaj Gönder

suboku demiş ki:
en iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.

charles bukowski


bu çok güzelmiş gerçekten... ne kadar basit bir tespit gibi görünüyor ama çoğumuz hiç böyle düşünmemişizdir.  

Goodbye_blue_sky

08 Eyl 2007 09:24

Mesaj Gönder

kırılgan bir çocuğum ben

yüreğim cam kırığı

bütün duygulardan önce

öğrendim ayrılığı

saldırgan diyorlar bana

oysa kırılganım ben

gözyaşlarım mücevher

saklıyorum herkesten

ürküyorlar gözümdeki ateşten

ürküyorlar dilimdeki zehirden

ürküyorlar o dur durak bilmeyen

gözükara cesaretimden

diyorlar: bir yanı sarp bir uçurum,

bir yanı çılgın dağ doruğu.

oysa böyle yapmasam ben

nasıl korurum içimdeki çocuğu?

bir yanım çılgın nar ağacı

bir yanım buz sarayı.


mungan  

seksenbuk

08 Eyl 2007 21:07

Mesaj Gönder

kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan
ellerindeki paramparça geçmişin sığ bir gövdesidir yolun ortasında
erken bir gülüşe başlarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş)
ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin.
bir görüntü anlatır (sanki) bir yolun, bir yoğunluğun ortasında bal rengi kanı
ve ayrılığın ta içinde biriken küllüğüdür özlemin.
eski, hep eski anlatılmamışlıktır defterlerin.
kuruyan su.
kuruyan uykusu.
ve kan yine de bal rengi derbederliğin.  

seksenbuk

08 Eyl 2007 21:16

Mesaj Gönder

artık heyecanlandırmıyor beni
garlar, peronlar, benzin istasyonları,
uykulu mola yerleri, yabancılıklar,
bilmediğin dağ rüzgarlarıyla ürpererek uyanmak
bir gece vakti, dalgın bakışmalar
sonra uykusuz sabahlarda indiğin sahil kasabası
daha gövdene uyanmadan serin tuz, kıştan kalma dalgalar

bir yerlerde beklediğini sandığımız büyük rüyalar
galiba artık heyecanlandırmıyor kimseyi
nicedir eksildi içimizden o çekip gitme duygusu
eski neşesine bir türlü kavuşamayan kalbim
saçıp savurdu buraya gelene kadar
içindeki şarkıları
şimdi gündelik hayatın sade gürültüsü, kuru düzeni kuşatırken
sessizliğimi
ardına saklandığım kelimeler
kadar bir hayat
ölmeden önce okunacak, yazılacak birkaç kitap.  

seksenbuk

08 Eyl 2007 21:17

Mesaj Gönder

tutsam ellerinden ağlarsın.
benek benek büyür karanlığım.
nokta nokta korkutur seni.
tutsam ellerinden ; ağlarsın

toprak kokar avuçlarım , kan kokar.
ben hoyrat gecelerde boy atmış fidan,
boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım.
geceleri çok yakınım yıldızlara,
işığa çıkınca bir karışım.

tutsam ellerinden ağlarsın.
doğduğum köyü bir bilsen.
gece gecemden büyük,
acısı acımdan derin.
tutsam ellerinden , üşür ellerin!  

seksenbuk

08 Eyl 2007 23:44

Mesaj Gönder

aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı;
gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi.

hiç düşündün mü belkiyi
belki, eline en yakışan takı benim elim.
belki de en belli olacak yalan, benim söylediğim...
belki sen ve belki ben...

yoksulluk, kirden rengi tanınmayan
bir beyaz tutsaklık...
insan kendine iltica edebilir mi?

ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak insan sözleri..
ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı.  

seksenbuk

09 Eyl 2007 23:21

Mesaj Gönder

aşkla, özgürlük halef seleftir; tıpkı güneşle ay gibi:
tek tek ikisi de güzel olduğu halde, birarada var olmazlar.
biri doğdu mu diğeri silikleşir.
aşk boyun eğip kalmaksa,
özgürlük alıp başını gitmektir.
ya gönüllü itaat,
ya nihayetsiz seyahat…
seyahati seçerseniz aşk şapkasını alıp gidecek.
aşk’a düşerseniz, özgürlüğe yolculuk bitecek.
çünkü nasıl özgürlük aşkın zeminiyse, aşkda özgürlüğün finalidir…

can dündar  

Violette

10 Eyl 2007 21:29

Mesaj Gönder

bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda
anladım.
herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım.
bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek
değil..
bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım..
ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok
sevdiği
acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım..
fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla
gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
yüreğini elime koyduğunda anladım..
''sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
sana ''git'' dediğimde anladım..
biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''
diyebilmekmiş
sevmek,
git dediklerinde gittiğimde anladım..
sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl
zırıl
ağlayan,
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak
istemekmiş
pişman olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım..
ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
sevgi emekmiş,
emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...

can yücel  

ageorange

12 Eyl 2007 20:30

Mesaj Gönder

sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım...
böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
biliyormusun? bu ikimizin hikayesi,
şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
sevdiklerinin özlemi sardımı nicedir kalbini,
pişman mısın başlamadıklarına, iç cekiyorsundur şimdi
düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
en çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
şimdi düşlediklerinin neresindesin...
dedim ya.
bu ikimizin hikayesi...
islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpte sızı aşklarımızı,
bizi buluşturan kaldırımları,
işte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
ben unutmadım diye
hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
bir ağızdan söylediğimiz en kahraman repliği,
büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçirttikleri seyleri,
ne olacak halim...
çabuk mu büyüdük dersin
biliyorum..
ne olacak halim...
sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
neleri bırakmış olacağım geride,
ne aşkları
ne başlangıçları
ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
biliyormusun...
tek sorum var kendime şimdi

ahhh
ne olacak halim....  

seksenbuk

13 Eyl 2007 21:12

Mesaj Gönder




Sayfa:   Önceki  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32   Sonraki