bir şiirr....

Anasayfa  \  Forumlar  \  Sanat  \  bir şiirr....
 
albert camus demiş ki:
pera adlı küçük kız,
duyurabilmek için sesini daha da,
çıktı cenevizlilerden kalma kulenin en tepesine
ve haykırdı tanrısına,
alamayınca "neden" sorusuna yanıt,
anladı ki "insan böyle zamanlarda vazgeçermiş tanrısından".
ve gerisi ambulans çığlıklarıydı...

(r.k. ve t.a. ortak çalışması)


çok beğendim kardeşim  

Adamo

01 Nis 2013 09:06

Mesaj Gönder

cemal süreyya aşk

şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı
oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu

şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullular
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek
ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik

oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.  

legendary poem

23 Ekm 2013 12:01

Mesaj Gönder


kaçıp sana saklanıyorum akşam oldu mu
sana dokununca mı denizleniyor masa
senin avcıların mı çok hayvanları kovalayan
sıkıntımın ormanında?

üç beş günümüz var şuracığında
nice oyuncağımızı kırdılar
biz de güzel çocuklardık bahçelerde
sularda alabalık

azla avunmaya alıştık
ne yapalım paramız yoksa
şarabımız bitince yağmura çıkarız
kim güzelleşmiyor öpüşünce.  

Bjonez

27 Ara 2013 17:20

Mesaj Gönder

ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.

dünya. çıplak omuzlar üzerinde duran.
herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
insanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.

sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın  
fotoğrafı yok

prd

24 Nis 2014 19:28

Mesaj Gönder

gecenin maviye aksettiği saatlerde
illegal esintiler yoğunlaşır sokaklarda..
alüminyum jelatinle süslenen duvarlarda,
anılarımızın tazelendiği karelerde
sessizliğimizin resmi çizilir..

bulutlar gök gürültüsüne zikrederken
gözlerimden yağmur tanecikleri akar..
şakağımda hüznün abidesi sergilenirken,
saçlarım beyaza tekabül ederken,
yollar geleceğini bahşeder..

demem o ki, gel artık
ayrı kalmak yakışmaz bize
dudaklarım da buruşuk ne zamandır,
bir adımını beklerken
eskisi gibi, tekrar adını mırıldanmak ister..

en çokta şafak vakitlerini özlerim,
şehir suskunluğa hakim olur,
mahalle araları tenhalaşırdı..

aşkı arardık beraber,
aşk güneşle doğardı, ellerimizde..

gokhan aksu  

birdoksanbir

12 May 2014 18:21

Mesaj Gönder

bir ankara gecesidir yalnızlığım
soğuk, kasvetli
ve alabildiğine resmi...
sokak başları hep ıslak
sayar adımlarla koşulan bir yarış
aşk sadece ve sadece
karanfil sokaktan ibaret...
bir doğum sancısı
yada can ağrısı
mesela bir kaç mesai saati gibi
çalıntı....
bir ankara gecesidir yalnızlığım
kalp atışında bile
yakışmayan bir sessizlik...

alın şimdi yazdım Very Happy  
fotoğrafı yok

Radebaba

25 May 2014 21:42

Mesaj Gönder

iznizizle bende okumak istiyorum  

Hallertau

27 May 2014 11:50

Mesaj Gönder

ne güzel şey hatırlamak seni :
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

ne güzel şey hatırlamak seni :
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi istanbul toprağının...
içimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti :
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık...

ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek :
filânca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

ne güzel şey hatırlamak seni.
sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine :
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

ne güzel şey hatırlamak seni :
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...  
fotoğrafı yok

glcntr

22 Eyl 2014 23:29

Mesaj Gönder

senden de,
kendimden de,
gitmekten de,
dönmekten de,
bilmekten de,
silmekten de,
durup durup
sana sövmekten de ,
yaşayıp yaşayıp
ölmekten de,
vazgeçtim.
bi arkadaşım neşrettiği bu şiir çok hoşuma gitmişti  
fotoğrafı yok

prd

22 Ekm 2014 17:08

Mesaj Gönder

işler atom reaktörleri işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken  

bar ba

15 Haz 2015 12:57

Mesaj Gönder

yıkın heykellerimi

‘ey milletim, ben, mustafa kemal’im...
çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
hálá en hakiki mürşit, değilse ilim,
kurusun damağım, dilim.
özür dilerim...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

özgürlük hálá,
en yüce değer
değilse eğer...
prangalı kalsın diyorsanız, köleler...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
ortaçağ’a taşımak istiyorsanız zamanı,
baş tacı edebiliyorsanız
sanatın içine tüküren adamı...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
anlamı kalmadıysa
yurtta sulh, dünyada barışın.
eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

özlediyseniz fesi, peçeyi.
aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
hálá medet umuyorsanız
şıhtan, şeyhten, dervişten.
şifa buluyorsanız,
muskadan, üfürükçüden...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek...
kara çarşafa girsin diyorsanız,
yobazın gazabından ürkerek...
diyorsanız ki, okumasın
kadınımız, kızımız;
budur bizim alın yazımız...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet...
özlemini çekiyorsanız,
saltanatın, sultanın...
hálá önemini anlayamadıysanız,
millet olmanın...
kul olun, ümmet kalın,
fetvasını bekleyin, şeyhülislamın...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
rahat birakin beni...’

süleyman apaydın'dan müthiş bir şiir..
her aklıma geldiğinde gözlerim dolar..  

Jedi Bey Oğlum

08 Tem 2015 07:10

Mesaj Gönder

yine bi fena oldum Crying or Very sad  

Jedi Bey Oğlum

08 Tem 2015 07:12

Mesaj Gönder




Sayfa:   Önceki  1 2